| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Anasayfa Haber Ara | Anketler | RSS Kaynağı| Foto Galeri| İletişim| Ziyaretci Defteri | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
KATEGORİLERHABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
Desteğiniz Geleceğimiz Ve Ülkemiz İçindir
Değişen dünya ile birlikte gelişen teknolojinin ve beraberinde demokrasinin gelişmesi, sivil toplum kuruluşlarının önemini de oldukça artırmıştır. Sivil toplum kuruluşları, kendi paydaşları dışında toplumun tüm bileşenlerini aydınlatma ve yönlendirme gibi bir misyon üstlenmek zorundadırlar. Türk Eğitim-Sen ise hem Sivil Toplum Kuruluşu sıfatıyla ve de 4688 sayılı Sendikalar Kanunu ile eğitimin hem gönüllü hem de yasal bileşeni konumundadır. Gelişmiş ülkeler incelendiğinde, birçok Avrupa ülkesinde örgütlenme oranı, ülkemizdeki örgütlenme oranının 5-6 katı seviyesindedir. Bu ülkelerdeki sivil örgütlenmelere yasalar ve üniversiteler de ciddi katkı sağlamaktadır. Ancak ülkemizde örgütlenmeye destek noktasında ne siyasi erkten ne de üniversitelerden bir katkı olduğu söylenemez. 21. yüzyıl Türkiye’sinde, ülke geleceğini şekillendirecek nesiller yetiştirmesi beklenilen üniversitelerimizde, sivil toplum örgütlerinin örgütlenme oranı halen yüzde 18 seviyesindedir. Ne yazık ki demokrasi, gelişim, özgürlük ve birey hakları gibi kavramları dillerinden düşürmeyen rektörlerimizin, örgütlenmeye bakış açısının antidemokratik olması da ayrıca irdelenmesi gereken bir husustur. Ülkeyi yöneten hükümetler de üniversitelerden farklı değildir. Ülke gündeminde tartışılan anayasa paketi içerisine” toplu sözleşmeli bir yasal düzenlemenin” konulması, kamu çalışanlarını aldatmaktan başka bir anlam ifade etmemektedir. 2001 yılından bugüne dek verdiğimiz mücadele; grevli ve toplu sözleşmeli bir sendika yasasının olması, 4/B ve 4/C gibi iş güvencesinin olmadığı bir istihdam modelinin yasal hale gelmemesini içermektedir. Verilen bu mücadele kamu çalışanlarının, çocuklarımızın ve bu ülkenin geleceği içindir. Eğitimciler bu ülkenin temel taşlarıdır. Eğitimciler; toplumda rol model olmuş ve hem öğrencileri hem de toplumun tüm katmanlarını peşinden sürükleme potansiyeli olan ve de mücadele yeteneğine sahip insanlardır. Ancak günümüzde yasal bir zemine oturan ve 4688 sayılı yasa ile güvence altına alınan sendikal hakkın yeterince kavranmadığına ve kullanılmadığına şahit olmaktayız. Zira 900 bin eğitim çalışanı içerisinde sendikalaşma oranı halen yüzde 57’ler seviyesindedir ve çalışanların eğitimli ve üniversite mezunu olduğu düşünüldüğünde bu oran oldukça düşündürücüdür. Eğitim çalışanları ile ilgili yaptığımız anketlerde; ekonomiden eğitime, usulsüz ve hukuksuz uygulamalardan yandaş kayırmacılığına kadar birçok konuda eğitim çalışanlarının şikâyetleri olmuştur. Ancak bu şikayetlerde bulunan arkadaşlarımızın herhangi bir sendikaya üye olmamaktaki dirençlerini ise anlamakta zorlanıyoruz. Sendikalarımızın ekonomik ve sosyal hakların dışında birçok olumsuz uygulamalara da müdahil olma yetkisi ve şansları vardır. 13 Mart’ta “Geleceğimiz ve Haklarımız İçin Büyük Ankara Yürüyüşü” adı altında yapmış olduğumuz mitingde, tüm eğitim çalışanlarının yani öğretmeninden müdürüne, hizmetlisinden memuruna, teknisyeninden şoförüne, Yurt-Kur çalışanlarından üniversite çalışanlarına ve akademisyenlere kadar herkesin sorununu dile getirdik ve duymayan kulaklara haykırdık. Bülten, dergi, afiş, broşür gibi yazılı iletişim aygıtlarıyla, web sayfası ve elektronik posta gibi sanal iletişim teknikleriyle milyonlara ulaşmaya çalıştık ve çalışıyoruz. Türk Eğitim-Sen’in ne yapıp ne yapmadığını sorgulayan çalışanlarımızın zihinlerindeki tüm tereddütleri gidermesi için tüm imkanları kullanmaya gayret etmekteyiz. Tüm soru ve sorunlarınıza yanıtlar bulabileceğiniz bu kaynaklarımızı okumanız ve izlemeniz yeterli olacaktır. Ülkemizin gerçek gündemini oluşturan ekonomik sorunlar ve işsizlik gerçeği, sanal gündemlerle değiştirilmek istenmektedir. Bu şark kurnazlıklarına set çekebilecek en güçlü örgütlü gücün Türk Eğitim-Sen de olduğunu tüm üyelerimizin ve eğitim çalışanlarımız bilmesi gerekmektedir. Tüm bu gerçeklikleri her platformda korkusuzca ve hiçbir güce boyun eğmeden dile getiren ve bunun mücadelesini veren Türk Eğitim-Sen’dir. Ülkemizin her köşesinde tek yürek tek ses ve tek tavırla, ilkeli ve mücadeleci yapısıyla, yetkili ve etkili sendikacılık yapan Türk Eğitim-Senliler, bu ülkenin teminatıdır. Çünkü biz biriz ve biz Türkiye’yiz. Küçük menfaatler uğruna bu kutlu mücadeleye sekte vurmanın bedeli de sonuçları da oldukça ağır olacaktır ve bu sonuç da gene bu ülkenin gerçek sahiplerini yani sizleri, bizleri etkileyecektir. Gücümüzü birleştirelim ve daha güçlü bir Türkiye için mücadele edelim. Türk Eğitim-Sen; kitle iletişim araçlarını sonuna dek kullanmayı bir strateji olarak benimsemiştir ve bu anlamda yapılacak tüm çalışmaları medya gerçekliklerini de göz ardı etmeden sürdürmektedir. Her türlü faaliyetimizi gerek yerel basında gerekse ulusal basında yayımlatmak ve haberleştirmek için yoğun bir çaba sarf edildiğini tüm eğitim çalışanlarımız bilmelidir. Saygılarımla. Sami ÖZDEMİR Genel Dış İlişkiler ve Basın Sekreteri Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
|
SON DAKİKA HABERLERİBakana Osmaniye Hakkında 12 Soru?
Milletvekili Hakan Coşkun, Bakana Osmaniye MEMdeki görevledirmelerle ilgili 12 soru sordu DUYURULAR
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Türk Eğitim Sen Osmaniye Şubesi Tel: (0328) 814 87 73 | Faks: (0328) 813 33 31 Tasarım & Teknik Destek: Yonca Dizayn Yazılım: MyDesign |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||