Anasayfa       Haber Ara | Anketler | RSS Kaynağı| Foto Galeri| İletişim| Ziyaretci Defteri

            HABER ARA


Gelişmiş Arama







25 Kasım'ın Düşündürdükleri

Okunma  Yazar : Ahmet Kıraç
Yorumlar  Yorum Sayısı : 1
Okunma  Okunma : 270
Tarih  Tarih : 29 Kasım 2009 20:51

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto

         Ülkemizin en büyük konfederasyonlarından olan TÜRKİYE KAMU-SEN ile KESK’İN birlikte gerçekleştirdiği ve Yetkili konfederasyon olan Memur-Sen hariç diğer sendikalarında desteklediği 1 günlük İŞ BIRAKMA EYLEMİ 25 Kasım’da gerçekleştirildi.
         Eylem, Kamu Çalışanlarının Grevli ve Toplu Sözleşmeli Sendikaya kavuşması açısından büyük önem taşımaktaydı. Bu anlamda Kamu Görevlileri Sendikaları açısından bir kilometre taşı vazifesi görmüştür. Yıllardır Toplu Görüşme masasında kabul ettikleri ve imzaladıkları Mutabakat Metnini bile gerçekleştirmeyen, bu konuda bir adım atmayan hükümete, hem bir uyarı olarak hem de sözünü hatırlatmak adına anlamlı ve yerinde bir mesaj verilmiştir. Eylemin sendikalılarca desteklenmesi ve toplumun diğer kesimlerinden destek görmesi Başbakanı kızdırmaya yetmiştir. Başbakan, memurlara eylem öncesi sert mesajlar göndermeyi ihmal etmemiş, eylemin başarılı geçmesi üzerine, eylemci memurlara yönelik mesajlarının sertleşmesine neden olmuştur.
           Hükümet verdiği mesajla KORKU DEVLETİ oluşturmak istediğini, demokratikleştirmeyi belirli merkezler için düzenlemeye çalıştığını göstermiştir. Yıllardır devletine şerefiyle hizmet eden ve hizmet etmek isteyen sendikalılara neden bu kadar kızdığı başka türlü izah edilememektedir. Mesajlarıyla katılımcı sayısını azaltmış olsa da ekonomik, sosyal haklar ve çalışma koşullarının yetersizliğinden rahatsız olan memurlar eylem yaparak bu ülkede BİZ DE VARIZ demişlerdir.
          İşin ilginç tarafı sorunların çözümü için masa başını gösterenler,2002’ den bugüne yapılanın ne olduğunu açıklamak zorundadır. Masada sorunlarına çözüm bulamayan Kamu Çalışanlarına sokaklar gösterilmiş ve GREV tek yola olarak görünmüştür.4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu ile memurların sorunlarına çözüm bulmak mümkün değildir. Grevli ve Toplu Sözleşmeli Sendika Yasası olmadan da bu olası değildir. Artık memurlar da ülkemizin gündemine ilişkin konularda söz söylemek, taraf olmak istemektedir. Demokratikleşmeye memurlardan başlanmalıdır. Biz de SENDİKAL AÇILIM istiyoruz. Bu bizim en tabi hakkımız. Zira uluslar arası sözleşmelere atılan imzalar ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile Danıştay’ın verdiği kararlar dikkate alınmalı, sendika üyelerinin sendikalarının almış olduğu kararlarına uymalarından dolayı yaptırım uygulanma tehdidinden vazgeçilmeli ve gerekli yasal düzenlemeler acilen yapılmalıdır. Uygulanması muhtemel yaptırımlar TÜRK YARGISI’NDAN elbette dönecektir.
            Eyleme, katılarak destek vermeyen memurlar bile bu Grev’den olumlu sonuçlar beklemektedir. Yani katılımın memur sayısına kıyasla az olması sorunların azlığını ya da önemsizliğini göstermemektedir. Memurların eyleme yeterince destek vermemesi haklarını bilmemekten ve kullanmaktan korkmaktan kaynaklanmaktadır. Bu ise ülkemizin gerçek anlamda demokratik olmadığının en açık göstergesidir. Eylemin diğer çalışma kesimlerince de desteklenmesi sorunun büyüklüğünü göstermesi bakımından dikkate değerdir. Yine memurun sorunlarını çözme iddiasıyla sendikacılık oynayan Memur-Sen’in eylem kırıcı rolü oynaması dikkatlerden kaçmamış, üyelerince bile yadırganmıştır. Oysaki Memur-Sen masada kazanım elde edilmeyeceğini 2009 Toplu Görüşmelerinde bizzat görmüştür. Beraber eylem görüşüne katılmayan, Memur-Sen’in bu tavrı, neden birlikte hareket etmiyorsunuz? Diyen Kamu Çalışanlarınca çok iyi analiz edilmelidir.
            Eyleme katılımın özellikle büyük şehirlerde çok ve etkili olması Sendikaların özgüvenini artırmış, Grevli ve Toplu Sözleşmeli Sendika yasası ümitlerini çok güçlendirmiştir. Bundan sonra yapılacak eylemlerin daha güçlü ve etkili olacağının işaretleri görülmüştür.
           Peki, hükümetler neden sendika yasasını yetersiz çıkarmışlardır ve eksikliklerini gidermemektedir?
           Birincisi sendikacılık mücadele etmektir, talep etmektir, hükümetler durup dururken neden çok güçlü bir sendika ile mücadele etsinler onlara ülke sorunlarının çözümünde memuruna söz hakkı versinler?

          İkincisi; sendikalara üye olmak serbest ama kazanımlardan herkes yararlanmaktadır. Amaç çalışanların sendikalara vereceği desteği baltalamaktır. Bunda da yeterince başarılı olmuştur, çünkü memurların % 55’i sendikalara üyedir.
           Üçüncüsü ve en önemlisi; memurlar hükümetin verdiği beş kuruşluk zammı, yetersiz çalışma koşullarını ve sadakalık sosyal haklarını kabul etmeyeceklerdir. Ülke kaynaklarının çarçur edilmesine göz yummayacaklardır. Ülkenin gündemine ilişkin konularda tepkilerini daha güçlü ortaya koyacaklardır. Sendikalar talep kurumlarıdır ve sürekli en iyisini ister bir nevi denetleyici ve muhalefettir. Böyle teşkilatlı ve eğitimli bir sivil toplum kuruluşunun varlığı, iktidarların istediği gibi at oynatamaması demektir. Çünkü sendikalar sosyal adalete ve hukuk devletine inanırlar.
 
            Eğer tespitlerimiz doğru kabul edilirse sendikalara düşen nedir? Cevabı kısa ve çok net:KARARLI ve SÜREKLİ MÜCADELE ETMEK.
 
Memurlar ve Hükümet İŞ BIRAKMA EYLEMİNDE sınavdan geçmişlerdir. Memurlar sorunlarının çözümünden yana tavır sergilerken; hükümet korkutmaya ve her zaman yaptığı gibi üç maymunu oynamaya çalışmıştır. Ancak memurun parmağı hükümetin gözünü çıkartmak üzeredir.
 
              Demokratik açılımdan payını devleti temsil eden memurlar öncelikle yararlanmalıdır. Biz Kamu Çalışanları olarak, teröristlerden daha tehlikeli değiliz. Her ne pahasına olursa olsun memurlar, Grevli ve Toplu Sözleşme hakkından vazgeçmemeli; hükümette memurunu teröristlere her ne olursa olsun tercih etmelidir.
 
 
 
                                                    AHMET KIRAÇ
                                     Türk Eğitim-Sen Osmaniye Şubesi
                                      Eğitim Ve Sosyal İşler Sekreteri
                                       Ahmet-1974-tes@hotmail.com
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu habere toplam 1 yorum yazılmıştır.

tuğba [ 30 Kasım 2009 21:57 ]

yazının grev ve toplu sözleşme konusundaki kararlı duruşu anlamlıydı.çünkü eğitimci olarak bütün sorunlarımızı kanunlar çerçevesinde gerçekleştirebilmeliyiz.greve katılımın yetersiz olmasının nedenlerinden en önemlisinin yasadışı bi yürüyüş olması olduğunu düşünüyorum.bu nedenle sendikalar olarak öncelikle yapılması gerekenin grev ve benzeri eylemleri meşrulaştırma çabası olmalısı gerekir.ancak bu şekilde demokratik bir çaba gösterilmiş olunulur.ve başbakanın psikolojik baskı çabaları anlamını yitirebilir..

Yorumların tamamını okumak için tıklayın.

Ahmet Kıraç Ahmet Kıraç
Bitaraf Olan Bertaraf Olur!
İsmail Koncuk İsmail Koncuk
Milli Eğitim Bakanı Çubukçu Mu?
Musa Akkaş Musa Akkaş
Terör Ve Pkk
S. Ali Kaplan S. Ali Kaplan
Sendikacılık Ve Küpler
Talip Geylan Talip Geylan
Gazze - Gemi - Çuval
M.Y. Şahindoğan M.Y. Şahindoğan
Geleceğe Taşınan Problemler 2
Sami Özdemir Sami Özdemir
Terörle Yaşamak
C. Kocakaplan C. Kocakaplan
Bir Dokun Bin Ah İşit!
Misafir Yazar Misafir Yazar
Üniversitelerde Seçim Sistemi
A Rasim Asker A Rasim Asker
Asarsın Kesersin

      SON DAKİKA HABERLERİ

Bakana Osmaniye Hakkında 12 Soru?
Milletvekili Hakan Coşkun, Bakana Osmaniye MEMdeki görevledirmelerle ilgili 12 soru sordu

       DUYURULAR

Türk Eğitim Sen Osmaniye Şubesi
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

© 2008 Tüm hakları saklıdır. İzin alındıktan sonra Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. 3. Şahıslar yayınlayamaz.
Tel: (0328) 814 87 73  |  Faks: (0328) 813 33 31
Tasarım & Teknik Destek: Yonca Dizayn
Yazılım:
MyDesign