23 Kasım 2017 Perşembe
Anasayfa > HABERLER > Sendikacılıkta Gerçek Dost, Asıl Adres

Sendikacılıkta Gerçek Dost, Asıl Adres

11.10.2016 15:17:59 Okunma Sayısı : 705 12 14 16 18 yazdır
Türkiye Kamu-Sen'in Antalya'da düzenlediği "Sendikacılıkta Gerçek Dost, Asıl Adres" temalı TÜRKİYE KAMU-SEN BAŞKANLAR KURULU İSTİŞARE TOPLANTISI Topkapı Palace otelinde büyük bir coşku ve heyecanla gerçekleştirildi.
Sendikacılıkta Gerçek Dost, Asıl Adres

Türkiye'nin dört bir tarafından toplantımıza katılan teşkilat yöneticilerimiz, 3 gün boyunca Türkiye Kamu-Sen'i gelecek günlere taşıyacak yeni yol haritalarını şekillendirmek üzere çalışmalarda bulundu.




Toplantı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve tüm şehitlerimiz için saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunması ile başladı.


15 Temmuz hain darbe girişimi ve tüm şehitlerimiz için hazırlanan kısa film salonda duygusal anlar yaşattı.


Türk Diyanet Vakıf-Sen Bursa Şube Başkanı Ayhan Polat'ın gerçekleştirdiği Kuran-ı Kerim tilavetinin ardından Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Hazım Zeki Sergi'nin duasıyla eller sendikamıza emeği geçmiş ve ebediyete intikal etmiş dava arkadaşlarımız ve şehitlerimiz için semaya yükseldi.


ÖNDER KAHVECİ: ZORLU YOLDAN ASLA DÖNMEYECEĞİZ


Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri ve Türk Sağlık-Sen Genel Başkanımız Önder Kahveci, "Madem zorlu bir yoldayız, o halde o zorlu yoldan asla dönmeyeceğiz" dedi. Kahveci; "Büyük bir davanın, çetin bir mücadelenin içindeyiz. Vatan ve Millete Sevdalı, hak ve adalete tutku ile bağlıyız. Her zaman ve şartta demokrasiden yanayız. Bu yüzden zorlu bir yoldayız. Madem ki zorluk o kadar müthiş o halde hak yol üzerindeyiz. Ve madem ki Hak yolun üzerindeyiz o halde asla vazgeçmeyeceğiz, hedeflerimize ulaşacağız.  Çileyi çektik, çekmeye de devam edeceğiz ama pes etmeyeceğiz.

Biz kula kulluğa, bedavacılığa, yağcılığa ve yağdanlık olmaya karşıyız. Çünkü bizim ilkelerimiz ve inançlarımız bunların hepsini reddeder. Vatan, millet, hak ve adalet diyenlerin bünyesi bunları kaldırmaz.

Bunun içindir ki davamız sinirlere dokunmakta, birilerinin huzurunu kaçırmaktadır.

Bu yüzden de çilemiz çok, işimiz zor ama eninde sonunda biz kazanacağız.

Yılmayacağız, yıkılmayacağız, yorulmayacağız ve başaracağız. Çünkü; Türk milliyetçilerinin çile ve ıstıraba duçar olduğu dönemler Türk milli şuurunun yeni bir zaferini müjdelemektedir.

Zaferi verecek olan Allah'tır. Bizler seferden sorumluyuz. Ancak unutmamak gerekir ki her zafere ulaştıran bir sefer vardır.

Seyyid Ahmet Arvasi hocanın dediği gibi:

İmansız yürümeyi yokluk kemirir,

Ezelden ebede her var bizimdir.

Kanundur: Zamanı zaman devirir,

Zamanı  kuşatan yer var bizimdir.

Azmimiz kırılmaz kederle, yasla,

Ümidin güldüğü diyar bizimdir.

Fenâda ölümden korkmayız aslâ,

Ölümün  öldüğü diyar bizimdir.

Maddeye tapmayız, ezelden geldik,

Her şeyi kuşatan ebed bizimdir.

Çirkini sevmeyiz, güzelden geldik,

Arkadaş, son zafer elbet bizimdir" dedi.


KONCUK: SÖZÜMÜZ NAMUSUMUZDUR


Toplantının açılış konuşmasını yapan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, katılımcıları selamlayarak başladığı konuşmasında çalışma hayatı ve ülke gündeminde yer alan gelişmelere yönelik çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.  Koncuk, " Sendikalarımızın kıymetli Genel Başkanları,  Genel Merkez Yöneticilerimiz, Kadın Kolları Yöneticilerimiz, İl Temsilcilerimiz ve Şube başkanlarımız,  toplantımızın hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum, hoş geldiniz şeref verdiniz.

Hac farizası sırasından vefat eden Türk Büro-Sen eski Genel Başkanı Şükrü Durgut ve Türk Haber-Sen Aydın Şube başkanı Ersal Ulaş Öztemel başta olmaz üzere ebediyete intikal eden tüm dava arkadaşlarımızı, şehitlerimizi rahmetle anıyorum.

Zor günlerden geçiyoruz. 15 Temmuz gecesi alçakça bir darbe teşebbüsü ile karşı karşıya kaldık. Hamdolsun planlayanların planı suya düştü. Bütün milletimizin sağlam duruşu tüm partilerimizin tepki koyması ve TSK içindeki vatansevere askerlerimizin kararlı, cesur duruşuyla hain plan bozuldu. Her musibetten bir ders çıkarmak gerek. Bu hain girişim  defedildi. Darbecilerin zihniyeti bellidir. Demokrasi ve insan hakları ile ilgiler yoktur ama meşru hükümetlerin demokrasinin hala var olduğunu göstermek adına da o darbecilerden farklı bir yaklaşımla meseleleri ele alma mecburiyetleri vardır. "Türkiye'nin normalleşmesi gerek" dedik. İçinde bulunduğumuz bütün problemlerin normalleşmesiyle çözülebileceğini belirttik. İnşaallah bir an önce normalleşiriz. Bu sürecin fırsata  çevrilmesine, istismar edilmesine  fırsat vermemek lazım. Bu dönemde yaşananları istismar ederek, kullanma arzusu içinde olmamak lazım.

KHK'larla ülke yönetiliyor. TBMM 1 Ekim'de açıldı ama birçok konu KHK'larla önümüze geliyor. 15 Temmuz öncesi ve sonrasında duruşumuzda, olayları değerlendirme şeklimizde en ufak bir değişim söz konusu değildir. Fetö terör örgütü bu darbe girişimini organize eden hain örgüt. Bu camianın herhangi bir zaman diliminde bu örgütle meşru ve gayri meşru hiçbir ilişkisi söz konusu dahi olmamıştır. Ancak bu kirliliğin içine batmış birileri ortalığı karıştırmak, nemalanmak amacıyla namuslu, şerefli insanları da suçlayarak karmaşa ve kaos yaratma azmi içerisindedir.

Bu darbe girişimini destekleyen yanında olan kim olursa olsun elbette gerekli cezayı almalıdır. Bunun bedeli ödenmelidir. Yıllardır bunlarla koyun koyuna, göz göze diz dize oturanların, iltifat yağdıranların Türkiye ve millet sevdalıları aleyhinde bir tek söz söyleme hakları asla olamaz.

Ancak ilk günden beri altını çiziyoruz, hukuk ve adalet. Suçlu ve suçsuzu tespit etmenin yolunu hukuk ve adaletle hükmederek bulabiliriz. Aksi tekdirde bu karmaşanın içinden çıkılamaz. İnsanlarımıza evrensel hukukun temel ilkeleri ile davranılması gerektiğinin altını çiziyoruz. Bunu söylemeye devam edeceğiz. Anlamak istemeyenler çıkabilir, olsun biz yönlenmeyeceğiz, yönlendireceğiz. Hukuk, insan hakları, adalet ayaklar altına alınırken ben sendikayım deyip buna  ses çıkaramayan ne kadar yapı var ise onlar sözde sendikadır. 

Bizim bu söylemlerimiz aklı başında, art niyetli olmayan hiçbir kimse tarafından bu terör örgütünü desteklemek olarak algılanamaz. Siz çıkıp  benim Şube Başkanımız hesapsız açığa alacaksınız, biz buna "Doğru mu diyeceğiz", Yönetim Kurulu üyemizi alacaksın biz buna sessiz kalacağız, "adalet" demeyeceğiz. Biz sessiz kalmayız. Kimse pisliğini Türkiye Kamu-Sen'in vatan sevdalısı yöneticilerine  bulaştırmaya kalkmasın. Ağzımızdan çıkan her söz bizim namus sözümüzdür, sendikacılık yapıyoruz yapmaya devam edeceğiz.

KONCUK: KENDİLERİNİ ZULMEDEREK GİZLEMEYE ÇALIŞANLAR, ESAS KRİPTOLAR BUNLARDIR


Genel Başkan İsmail Koncuk, Yenikapı ruhunun önemi dikkat çekti. Koncuk, "15 Temmuz öncesi kamuda sendikal ayrım, liyakatsizlik aldı başına gitti. 15  Temmuz'dan sonra sayın Cumhurbaşkanının "Yenikapı ruhu" diye ortaya koyduğu bu ruhu bizde destekledik ve o mitinge destek olmak maksadıyla katıldık. Yenikapı'dan tüm dünyaya illegal yollarla, Türkiye'yi ele geçirme hesabı yapanlara karşı ses vermemiz gerekiyordu. O nedenle oradaydık. Yenikapı ruhu güzel bir ifade. Sayın Cumhurbaşkanının kamuda yaşananların 15 Temmuz'dan sonra yaşanmaması, daha farklı bir tavır noktasındaki talimatları son derece önemlidir. Bu ruhun sağlanmasından rahatsız olanlar var. Eğer bu sağlanırsa kendi adamının menfaati azalacak, kendi adamının koltuk sayısı azalacak, ihaleleri azalacak? O birlik ruhu olmamalı ona göre. Bu kavrama bir çomak sokulmalı. "Bu açığa alma ve ihraçlarda onları kirletirsek bu ruhu bozarız" diyorlar. Sen benim Şube Başkanımı birinin ihbarı ile sabah evinin bastırırsan bende bunun peşini bırakmam. Meydana inerim. Bunu özellikle yapıyorlar. Birlik ruhunu yıkmak için yapıyorlar. Ülke geleceği açısından bu ruh çok önemlidir.

Biz bu ruhun daim olması ve her alanda gerçekleşmesi için üzerimize düşeni yapalım, gidin, müdürlerinizle görüşün, bu ruha zarar veren bu yöneticilerle konuşun, "Bu ruhun neresindesiniz?" deyin. Eğer bu ruhun içinde değilse bilgilerini bize verin, gereğini yapalım ortaya çıkaralım. Biz bugüne kadar hep, Adalet, hak, hukuk, insan hakları dedik. Bugünde aynısını söylüyoruz. İşte ilkeli davranmak budur.

Toplantımızın adı "Sendikacılıkta Gerçek Dost Asıl Adres" Kimlerin ne menem sendikacı olduğunu biliyorduk. 15 Temmuz'dan sonra kamu çalışanlarının da bunu kavradığını düşünüyorum. Sendikacılığın bir ahlakı olmalı. Hukuk vurgusu yapabilmektir bu ahlak. Bunu bile yapamayanlar "Sendikayız" diye ortada gezememelidir. Biz hiçbir zaman çiğ yemedik ki karnımız ağrısın. 2010 yılında KPSS hırsızlığı ile mücadele ederken bunlar bizi suçladırlar koro halinde, aleyhimizde haberler yaptılar. İspat etmesek inanın içerdeydik. O gün "Tertemiz sınav" diyenler bugün bizim durduğumuz yere geldiler. Kelle koparmaya arzulu olan bir çoğunun FETÖ ile geçmişte bir bağı mutlaka vardır. Kendini zulmederek gizlemeye çalışanlar, esas kriptolar bunlardır.

Bizim eyvallahımız yok, biz bunları söyleyeceğiz. Türkiye Kamu-Sen'in tüm teşkilatlarını kutluyorum. "Türkiye'de masum olanlar ayıklansın" diye gayret gösteren sizden başka kimse yok .Biz hakim ya da yargıç değiliz. Kim haklı kim suçlu yargı karar verir. Biz o zamana kadar evrensel hukukun gereği olarak herkese suçsuz gözüyle bakarız. Evrensel hukuk "Suç şahsidir" diyor ama bugün, kocası, karısı açığa alındı diye ihraç edilen insanla var. Evrensel hukuku çiğniyorsun, böyle bir şey olmaz. Buna bir şey demeyecek miyiz? Bırakın sendikacılığı, insan olmak bile buna ses yükseltmeyi gerektirmez mi? Yaptığımız budur, yapmaya devam edeceğiz. Hükümet yetkilileri ile görüştüğümüzde kanaatlerimizi aktarıyorum. Bu darbeci anlayış nerede var ise kökleri sökülüp atılsın. Ciddi sağlık problemleri olan ama baskılarla sendika üyesi yapılan insanlar işten atılmış, bunları söylemeyelim mi? Biz milletin tamamını kucaklamayı azmetmiş insanlarız. Elimizden gelen gayretleri tabii ki göstereceğiz, insani tavrımızı her zaman devam ettireceğiz.

KONCUK: MEMURLUK GÜVENCESİNİN KALDIRILMASINA ASLA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ

Genel Başkan konuşmasında, memurların iş güvencelerinin kaldırılması konusuna da değindi. Koncuk, "Kamuda çok şey yapılmak isteniyor.  Birisi de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile ilgili. Bir kamu çalışanın kaderi şu an bir Kaymakam'ın bir Vali'nin iki dudağı arasında. Önümüzdeki günlerde Bursa'da çalıştay düzenlenecek . Türkiye Kamu-Sen olarak kapsamlı bir şekilde katılacağız. Personel rejimi vs. tartışılacak bu toplantılarda.  Aslında bunların yapmak istediklerini biliyoruz.  İş güvencesini ortadan kaldırmak, memur ve işçi arasındaki farkı ortadan kaldırmak?Ama Türkiye Kamu-Sen olarak bu konulardaki net tavrımız ortadadır, iş güvencesinden taviz vermeyeceğimizi herkes bilmelidir.

Performans değerlendirmesi haberlerini basından sizlerde görüyorsunuz. Görüşlerimizi Devlet Personel Başkanlığı'na gönderdik. "Bu kabul edilemez" dedik. Bu öncelikle yöneticiler tarafından yapılan bir değerlendirmedir.  Önce gelin yönetici atama sistemini tüm kurumlarda her yerde adil hale getirelim. Adam gibi yönetici bulalım, işe sahip, liyakatli, kabiliyetli, ahlaklı yöneticiler bulalım ondan sonra performansı konuşalım. İki koyun güdemeyen adamı müdür yapmışsın şimdi bu adam kamu çalışanının başarısına not verecek, hadi oradan. Subjektif değerlendirmelerle yapılan her şeye karşıyız. Okul müdürlerinde bunu yaptılar yargıdan döndü.  Yargı kararlarını uygulamıyorlar ama  takipçisiyiz. Yargı idareden belge istiyor, "Değerlendirme belgelerini gönder" diyor ama ortada bir şey yok, belge yok, elleri bomboş. Peki o puanı verirken hangi belgeyi ortaya koyabilirsin. Bu mudur performans? Neyini destekleyelim? Belge koymadan kafadan puan veren başarılıya başarısız not veren adama en ağır cezayı verebilecek misin? Türkiye Kamu-Sen olarak Bursa'daki çalıştayda elbette kanaatlerini ortaya koyacaktır.

Bakıyoruz mülakatla atama sistemi geldi . Son olarak öğretmenlere de bu sistemi getirdiler. İsterse en ahlaklı, en adil mülakatı yapın yine de adaleti sağlayamazsınız. 3 ayrı komisyon  kurulsa, bir kişiye verecekleri puanlar mutlaka farklılık gösterir. Memur KPSS'de 90 puan alıyor, komisyonun önüne geliyor. Bir komisyon oldukça iyi niyetle yaklaşıyor ve yüksek puan veriyor. Başka bir komisyon ise 90 puan alan bir diğer adaya yine 90 puan veriyor. Doğal olarak diğer adayla arasında 10 puanlık bir fark kalıyor. Ne kadar adil olmaya çalışırsanız çalışın, farklı komisyonların farklı kriterleri ve farklı değerlendirme metodları olacak ve bunlar da farklı sonuçlar doğuracaktır. Dolayısıyla, mülakat ile adaletin sağlanması mümkün değildir. Bu çocuklar memleketimizin evlatları. Alın teri dökmüş insana düşük puan veren var; 50 puan alana yüksek puan veren de var.  Bu millet bunu hak etmiyor.

KONCUK: ATTIKLARI İMZANIN ARKASINDA DAHİ DURMUYORLAR

Toplu sözleşme hükümlerinin uygulanma konusuna da değinen Genel Başkan Koncuk, sözde yetkili konfederasyonun kendi attığı imzanın arkasında dahi durmaktan imtina ettiğini, aciz kaldığını ifade etti. Koncuk, " Bir konfederasyon toplu sözleşme imzaladı, "Tarihi başarı" dedi. Aradan aylar geçmiş 4-C'ye kadro yok,  üniversite mezunu işçilerin memur yapılması konusunda hiç çalışılmamış, KİT'lerde ücret grupları hala ele alınmamış. Bu konuda toplu sözleşmede 1 Ocak 2016 tarihinde bu sorun çözülecek diye hüküm var ama hala ortada bir şey yok. Bunları yine biz dile getiriyoruz. Onlardan çıt çıkmıyor. Toplu sözleşme hükümlerinin uygulanması için dava açtık. Bunun altına imza atanlar, siz neredesiniz? Üyeniz atılıyor sesiniz çıkmıyor, altına imza koyduğunuz metinler uygulanmıyor, sesiniz çıkmıyor ama ortada sendikacıyım diye geziyorsunuz. Bundan sonra gezebilir misiniz orası tartışılır. Biz göğsümüzü gere gere her memurun yanına gider, memurlara mücadelemizi anlatırız. O gün bugündür. Bunların ne menem bir sendikacı olduğunu herkese anlatmanın tam zamanıdır. Birilerinin gerçek yüzünü kamu çalışanlarına göstermenin tam zamanıdır. "Bunlar sizi satar" dedik. Sattı mı?  Sattı.  "Bunlar sizi sadece bir sayıdan ibaret görüyor. Korkutarak üye yapıyor. İnsana saygı duyan böyle üye yapar mı?" dedik. İşte durum ortada. "Sendikacılık hakkı tutup kaldırmaktır" dedik; her durumda her ortamda hakkı savunduk. Şairin dediği gibi, "Hakkı tutup kaldırdık mı?" Kaldırdık.  Hep birlikte gayret gösterirsek sonuç alırız. İnsanlara el birliği ile gerçekleri anlatırsak meseleyi çözeriz.

2017 yılı itibariyle genel kurul süreçlerimiz başlayacak şimdiden hayırlı olsun diyorum. Yönetim kadrolarımızda her sendika, her şube için en azından bir kadın yöneticimiz olsun istiyoruz. Allah birliğimizi daim eylesin. Birliğimiz önemli, her zaman yan yana omuz omuza olmalıyız. Birliğimizden rahatsız olanlara asla fırsat vermeyelim. Bu kurum, kuruluş ilkelerimizde ortaya koyduğumuz duruş ve anlayışımızla, milliyetçilik zihniyeti ve vatan sevdasıyla yaşayacak. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bizim sevdamız şerefli yükümüzdür.

Namus lekesi değil alnımda gördüğünüz,

Vurulmuşum, vurulmuş düşmüşüm güpe gündüz.

Şakağımdaki kansa, o benim gülüşümdür,

Namert sürünmektense, erkekçe ölüşümdür.

Tevekkül Allah'adır zillete katlanılmaz!

Ya hayat, ya ölüm! Bunun ötesi olmaz" diyerek sözlerini noktaladı.

Ülkemizin dört bir tarafından toplantımıza katılan teşkilat yöneticilerimiz, 3 gün boyunca yaptıkları toplantılarda  Türkiye Kamu-Sen'i gelecek günlere taşıyacak yeni yol haritalarını belirledi.

KONCUK: STRATEJİMİZ, ÇALIŞMAK VE ANLATMAKTIR 

Toplantımızın son gününde kapanış konuşması yapan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, "İş güvencesiz bir kamu çalışanı ömrü boyunca olağanüstü hal ile karşı karşıya kalacaktır" dedi. Koncuk, "Değerli arkadaşlarım, toplantımızı bugün itibariyle bitirdik, tüm sonuçları ile Allah hayırlı uğurlu eylesin.


Sarı sendikacılık nedir? Bir çok arkadaşımız, "Stratejimiz ne olmalı?" diyorlar. Bizim stratejimiz belli, çalışmak, hakkı anlatmak. Anlatacak o kadar çok şey var ki.  Yeter ki o azim ve niyette olalım. Türkiye Kamu-Sen'li olmak için kamu çalışanlarının o kadar çok gerekçesi var ki. Eğer bir memur bırakın ülke menfaatlerini sadece kendi menfaatine dahi düşünecek olsa Türkiye Kamu-Sen ile birlikte olmak zorunda. Yandaş sendikanın sunumlarına menfaat diyorlar ya, onlar günlük menfaatlerdir, uzun sürmez o menfaatler. Biz haklarımızı savunmak, geriye gitmesine engel olmak için çabalayacağız. "Sarı sendikacılık nedir?" demiştim.  Darp edilmişsiniz, dayak yemişsiniz, gidip avukat tutuyorsunuz, dünyanın parasını veriyorsunuz haklarımı savun diye.  O avukat, hakim karşısında gidip sizi darp eden adamı savunuyor. İşte sarı sendikacılık tam da budur. Bu avukata ve bu durumu göre göre davanızın sonucunun ne olacağını aklı zerre kadar çalışan herkes görür, bilir. İşte bu sarı sendikaya üye olanlar da darp edildiği halde cezayı karşı taraf değil kendisi alacaktır. Böyle bir durumla karşı karşıyayız. Nedir bunun cezası? İş güvencemizi kaybetmektir. Cumhuriyet tarihi boyunca elde ettiğimiz tüm hakları kaybetmektir. Bugün KHK'larla binlerce insanımız nasıl açığa alındılar? Adeta kamudan silindi süpürüldü. İşte yarın bu olağan üstü durum sebebiyle alınan KHK kararları ve gücüyle bunlar yapıldı ama yarın bunlara gerek dahi kalmadan aynı gücü kudreti devleti ve ülkeyi yönetenler kamu çalışanları üzerinde uygulayacak zemini ebedi kullanma hakları olabilir. 

Aynen şu anda OHAL hangi yetkileri veriyorsa, kamu çalışanlarının anlattığımız anlamda o haklarının elinden alınması, bunun OHAL süresiyle sınırlı olmaması sonucunu doğuracaktır. Kamu çalışanları ömrü boyunca OHAL yaşayacaktır, Türkçesi budur. İş güvencesiz bir kamu çalışanı ömrü boyunca olağanüstü hal ile karşı karşıya kalacaktır. Şu anda OHAL'in gereklilikleri var, buna bir şey demiyoruz ama bu ömür boyunca olmaz. İşte bu OHAL'in kamuda ebed müddet olmasının önüne geçmek zorundadır kamu çalışanı. Peki ne yapmak lazım? Ses vermek, mücadele etmek, el ele vermek lazım. Bundan daha büyük bir menfaat olabilir mi? Kaderimizi siyasi iktidarların iki dudağı arasına terk etmek bizi nasıl bir sonun beklediğini göstermektedir.

Bu mücadeleyi biz veriyoruz. 4 Nisan'da 50 bin kişiyle Ankara'da yaptığımız, "İş güvenceme dokunma" Büyük Mitingi bunun en iyi örneğidir. Bunu yine yaparız, siyasi iktidar kamu çalışanları ile oynarken dikkatli olmalıdır. Bakın, üniversitelerdeki ÖYP'liler çok basit bir değişiklikle 33/A'lı iken 50/D'li yapıldı. Yani kapının önüne konulabilecek bir düzenleme yapıldı. Biz elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Kamu çalışanları bizleri Nasreddin Hoca durumuna düşürürlerse kaybederiz. Bunun  lamı cimi yok, bu kayıp sadece bizim değil, kamuda çalışacak olan tüm evlatlarımızın kaybı olur. Bu kafayla gidildiği sürece siyasi iktidarın ocağında ısınmayan hiç kimse kamuda yer bulamaz. Bu sistem daha da derinleşmeden tedbir almamız lazım. Kim alacak bu tedbiri? Kamu çalışanları alacak. Stratejimiz anlatmaktır. Bunu hep birlikte başarabiliriz. Bu teşkilatın içinde olan herkes bunları anlatacak" dedi.


KONCUK: KAMUDA AÇILAN BU YARA DERİNLEŞMEDEN ÇÖZÜLMELİDİR



Kamuda yaşanan açığa almaların takipçisi olduklarını ifade eden Genel Başkan İsmail Koncuk, "Biz adaleti seslendirmek zorundayız, Türkiye'de herkesin hukuk ve adalet vurgusu yapması gerekmektedir" dedi. Koncuk, "Kamuda açığa alınmaların takipçisiyiz. Elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Yapılan yanlışları gündeme getirmeye devam edeceğiz. Bu zaman alıcı bir süreçtir ama bu süreci de el birliği ile geçireceğiz. Umarım kamuda açılan bu yara derinleşmeden çözülür. Biz Fetöcülere sahip çıkmıyoruz, sadece masum hiçbir günahı olmayanlara sahip çıkıyoruz. Elimizde çok sağlam deliller yoksa, insanlara şucu bucu diye yaklaşma lüksümüz olmaz. Bu anlayış Türkiye'de kökleştikçe herkes zarar görür. Türk Ceza Kanununda, evrensel hukuk da suç tanımına girmeyen suçlamalarla insanlar meslekten atılırlarsa adı ne olursa olsun yarın aynı silahla bir başka siyasi ya da düşünce grubunu başka birileri vurur. Türkiye'de evrensel hukuk normlarının yerleşmesi için bir sendikal anlayış mücadele etmiyorsa o eksik bir yapıdır.

Türkiye'nin her aydınının hukuku, adaleti vurgulaması lazımdır. Hukuk ve adalet dışında herhangi bir yöntemle ortaya konulan her türlü çalışma hayırlı sonuçlar doğurmaz, keyfiyeti, yanlışı ve arızalı sonuçları beraberinde getirir. Biz adaleti seslendirmek zorundayız. Günlük politikalarla meseleleri değerlendirirsek bu olmaz. Hukuku düşmanımıza dahi adaletle yaklaşacak kadar istiyorsak  samimiyetle hukuku istiyoruz demektir. Böyle olmaz ise Türkiye'de asla huzur, mutluluk, sükunet sağlayamayız. Bugün A grubu, yarın B grubu mutlu olur ama her zaman acı çeken birileri olur. Mesele topyekûn huzur ve mutluluk içinde yaşamaktır. Gidin bir AB ülkesine ve görün, oradaki insanlar haklarını bilir. Sokakta yürürken başına bir şey gelmeyeceğinden emindir. İşte bunları bizim de sağlamak için gayret göstermemiz gerekiyor. Sendikacılık bunu gerektiriyor. Bunu yapmak zorundayız. Adalet istemek zorundayız. Toplantımız camiamıza ve milletimize hayırlı uğurlu olsun. Birlik ve beraberlik içinde yine toplantılar yapacağız, ülkemizin ve kamu çalışanlarının hak ve menfaatleri için mücadeleye devam edeceğiz. Hepinizi yürekten kutluyorum.

"Delikanlım! işaret aldığın gün atandan!

Yürüyeceksin! Millet yürüyecek arkandan!

Sana selâm getirdim Ulubatlı Hasan'dan!

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;

Fâtih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!" diyerek sözlerini noktaladı.



Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri