19 Nisan 2018 Perşembe
Anasayfa > HABERLER > RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUZ

RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUZ

27.12.2017 00:01 12 14 16 18 yazdır
Hürriyet aşığı olan, bağımsızlığın kutsallığına inanan, Türk Milletinin esaret zincirlerini kırmasını her şeyden çok isteyen Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşımızın her mısrasını özenle, ilmek ilmek işlemiştir.
RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUZ

İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy, 27 Aralık 1936 yılında İstanbul'da vefat etmiştir. 


Hürriyet aşığı olan, bağımsızlığın kutsallığına inanan, Türk Milletinin esaret zincirlerini kırmasını her şeyden çok isteyen Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşımızın her mısrasını özenle, ilmek ilmek işlemiştir. Ersoy'un milli mücadeleye katkısı çok büyüktür. Büyük şair Mehmet Akif Ersoy'un Türk Edebiyatına kattığı çok sayıda eser Safahat adı altında toplandı ve bu eser bugün başucu kitabımız olmuştur.  O'nun değerlerinin, fikirlerinin izinden yürüyen bizler, bugün büyük şaire çok şey borçluyuz.


30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi'nden sonra emperyalist güçlerin ülkemizi ele geçirmek için var gücüyle çalıştığı dönemde düşmana karşı tek yürek, tek vücut olan Türk Milleti, büyük bir azim ve kararlılıkla, bütün imkânsızlıklara rağmen bir kurtuluş destanı yazdı. Ülkemizin dört bir yandan kuşatma altına alındığı sırada ulu önder Atatürk'ün liderliğinde dünyanın en güçlü devletlerine karşı milli mücadele ruhu yeniden canlandı ve Türk Milleti bağımsızlık ateşini yaktı. Bu sırada Türk Milleti'ne cesaret vermek, bağımsızlık coşkusunu artırmak, milli bilinci yükseltmek, cephedeki askerlerimizin moral ve motivasyonunu sağlamak için milli bir marşın yazılması gerekliliği doğdu.


İşte böyle bir dönemde büyük şair ve yazar Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı'nı yazdı. Her mısrasında kahramanlık mücadelesinin ilmek ilmek işlendiği; vatan, bayrak, millet sevgisinin kutsallığının anlatıldığı İstiklal Marşımız, 12 Mart 1921 yılında TBMM'de Milli Marşımız olarak kabul edildi.


Hürriyet aşığı olan, bağımsızlığın kutsallığına inanan, Türk Milletinin esaret zincirlerini kırmasını her şeyden çok isteyen Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşımızı "Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl" inancıyla yazdı.


Mehmet Akif'in Milli Mücadeleye katkısı çok büyüktür. Nitekim 6 Şubat 1920 günü Balıkesir Zağnos Paşa Camiini dolduran halka şöyle sesleniyordu:


"Cemaat içinde herkesin uhdesine düşen bir vazife-i vataniye, bir fariza-i diniye vardır ki, onu ifa hususunda zerre kadar ihmal göstermek caiz değildir. Bu hususta hiçbir fert kenara çekilerek seyirci kalamaz. Çünkü düşman kapılarımıza kadar dayanmış, onu kırıp içeri girmek, harîm-i namus ve şerefimizi çiğnemek istiyor. Bu nâmerd taarruza karşı koymak, kadın, erkek, çoluk çocuk, genç, ihtiyar? her fert için farz-ı ayın olduğu, bir an bile hatırdan çıkarılmamalıdır".


Akif'in bu ve buna benzer vaazları kulaktan kulağa her tarafa yayıldı. Kastamonu Nasrullah Camiinde verdiği vaazda şöyle diyor: "Cenabı-ı hak buyuruyor ki: '-Ey müminler, size ellerinden gelen fenalığı yapmaktan çekinmeyen, bu hususta hiçbir fırsatı kaçırmayan, dininize yabancı kimseleri kendinize sırdaş, dost, arkadaş kabul etmeyiniz. Bunların sureti haktan görünerek size güler yüz göstermelerine, hayrınızı ister gibi tavırlar takınmalarına asla kapılmayınız?


'Ey Müslümanlar, yoksa sizden cihad işi terk olunur mu zannedersiniz? Ve yine Allah içinizden hak yolunda ihlâsla mücadele edenleri, ne Allah'tan, ne Resulü'nden ve ne de Müslümanlardan başkasını dost edinmeyenleri, bilmediğini mi sandınız? Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır." (Tevbe Suresi, 16. Ayet)


Ey cemaati Müslimin! İnsan için kendi aleyhine bile çıksa hakkı hakikati söylemek lâzımdır?


Yine Akif bu vaazında "Aramıza sokulan fitneleri, fesatları, fırkacılıkları, komitecilikleri, daha bin türlü ayrılık gayrılık sebeplerini ebediyen çiğneyerek el ele, baş başa vereceğiz. Birlikte çalışacağız. Çünkü bugün dünyanın, dünyadaki hayatın tarzı büsbütün değişmiş. Yalnız başına çalışmakla bir şey yapamazsın. Toplar, tüfekler, zırhlılar, şimendiferler, limanlar, yollar, tayyareler, vapurlar, elhasıl düşmanları bize üstün çıkaran, yarım milyar Müslüman'ın birkaç milyon frenge esir olmasını temin eden esbap ve vesait ancak cemiyetler, şirketler tarafından meydana getirilebilir. Demek, Müslümanlar Allah'ın, Kitabullah'ın, Resûlullah'ın emrettiği, tasvip ettiği vahdete, birliğe sarılmadıkça ahretlerini olduğu gibi dünyalarını kurtaramazlar. Her şeyden evvel birlik? Bir kere bunu elde edelim, alt tarafı Allah'ın inayetiyle kolaylaşır".


Mehmet Akif Ersoy'u vefatının 81. yılında saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri