bilgi güncelleme
21 Ocak 2018 Pazar
Anasayfa > Yazarlar > Ahmet Kıraç > ONURLU GEÇMİŞTEN, UMUTLU GELECEĞE!
Ahmet Kıraç

ONURLU GEÇMİŞTEN, UMUTLU GELECEĞE!

20.12.2017 07:09 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Ahmet Kıraç
18 Haziran 1992'de kurulan Türk Eğitim - Sen, o günden bugüne inandığı değerlere ve ilkelere bağlı kalarak şerefli yürüyüşünü devam ettirmektedir. Kuruluş amacı Eğitim Çalışanlarının sosyal ve ekonomik haklarını korumak ve geliştirmek olan Türk Eğitim ? Sen; bu amaçlar uğruna hukukun içinde kalarak her türlü yolu denemiş ve mücadelesini sürdürmüş ve sürdürmeye de devam etmektedir.

Kurulduğundan bugüne kadar Kars'tan Muğla'ya, Hatay'dan Sinop'a kadar söylem ve eylem birliği yapmış; bazı sendikamsı yapılar gibi bölgelere göre söylem geliştirme yolunu tutmamıştır. İlkeli olmuştur, inandığı değerleri kendisine kılavuz yapmıştır. Çünkü bu sendika ne tesadüfen bir araya gelmiş Eğitim Çalışanlarının yeridir, ne de güç odaklarının arka bahçesidir. Kuruluş amacına uygun olarak hareket ettiği için de her kesimden destek almıştır. Sendikacılığın nasıl yapılacağını herkese göstermiştir ve rüştünü ispat etmiştir.

Verdiği mücadeleyi dergi, gazete, takvim sayfalarından; sahaya, alana ve hukuki yollara yani mahkemelere taşımıştır. Bu konudaki çalışmaları ve kazanımları birer şeref levhasıdır. Verdiği bu mücadelede gücünü tamamen üyelerinden ve hukuktan almıştır. Sendikalar üyelerin verdiği destekle başarılar elde eder. Üyeler ne kadar çok eyleme katılır, alana inerse sendikaların başarısı o derece artar. Bu başarıda üye sayısı çokluğu önemlidir ancak, bu tek başına yeterli değildir. Yetkili olmak yetmez, etkili olmak gerekir. Yetkili olduğu dönemde de birçok kazanımlar elde eden TÜRK EĞİTİM - SEN; ETKİLİLİĞİ sayesinde de Eğitim Çalışanların sesi ve yükselen değeri olmaya devam etmektedir.

Türk Eğitim - Sen Atanamayan Öğretmenlerin, Sözleşmeli Öğretmenlerin de gür sesi olmuştur. Bunun için büyük mitingler düzenlemiştir ve sonuç ta alınmıştır. Bu iktidarın memura bakışı her zaman şaşı olmuştur. Sendikamız, İş güvencesinin tehlikede olduğunu görmüş ve derhal eylem kararı alarak sesini yükseltmiştir. Nöbet eylemi hepimizin hafızalarında tazeliğini korumaktadır. Yaptığımız eylem sayesinde, eksikliklerine rağmen, öğretmenlere haftada üç saat ücret ödenmektedir. Yeterli midir? Hayır, ama başlangıç yapılmıştır. 

Bu eylemler yapılırken, ya yetkili sendika ne yapmıştır?

Victor Hügo'nun Sefilleri gibi; hükümetten sadaka dilenmiş, liyakati ve kariyeri hiçe sayan uygulamalardan medet ummuş, kendi örgütlenmelerini güçlendirmek için alkışlamış, avuç ovuşturmuştur. Toplu Sözleşme masalarında on binlerce memura arkalarını dönerek gık bile diyememişlerdir. Kamu Çalışanları maalesef bu sendikamsı yapıdan dolayı, hükümetin insafına terkedilmiştir. Üstelik Türkiye Kamu ? Sen Genel Başkanı Sayın İsmail KONCUK'UN çıkışlarına hükümetten evvel kendisi ters çıkmıştır. Siyasi konularda meydana inen bu sendikamsı yapı; söz konusu Kamu Çalışanlarının sosyal ve ekonomik hakları söz konusu olunca üç maymunu oynamaktadır. Şükürler olsun ki, bizim sendikal geçmişimizde başımızı öne eğecek söz ve davranışlarımız olmamıştır.

Kavgamız her zaman emekten yana olmuştur. Sevdamız her zaman Türkiye ve Türk Milleti olmuştur. Bu böyle de devam edecektir. Her yerde alnımız açık ve başımız dimdiktir.

Türkiye Kamu - Senlilerin bu ilkeli, kararlı, asil duruşu; kıskanılmakta, şaşkınlık yaratmaktadır. Bizde üyesinden, genel başkanına kadar ruh aynıdır. Karşılaştığımız sendikamsı yapının üyelerinden duyduğumuz en sık ifade şudur:

"BİZ SİZİN KADAR DİK DURAMIYORUZ, HELAL OLSUN SİZE, VALLA BİZ KORKUYORUZ, HÜKÜMET GİDERSE BİZ DE KİMSE KALMAZ, KORKU VE ÇIKAR İÇİN BURADAYIZ, YİNE SATILDIK, NE YAPALIM"

İnancı olanlar, davası olanlar korkmazlar, eğilip bükülmezler. Haksızlığa vebale ortak olmazlar. Mücadeleyi her şartta ancak; ortak bir amaç için bir araya gelmiş inançlı insanlar verebilir. Bizler sadece bugünün sorumluluğunu duymuyoruz. Kaygımız ülkemizin ve Kamu Çalışanlarının geleceğidir. İnsan doğup, insan kalamayanlar, sadece bugünlerden değil gelecekten de vebal altındadır.

Bu nedenle her Türkiye Kamu ? Senli onurlu bir geçmişe sahiptir. Bu onuru korumak bize yakışanı ve bizden bekleneni yapmak için de geleceğimiz için hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmadan mücadele edeceğiz. Ümitlerin bittiği yerde insanlar ölmüş, kuruluşlar çökmüştür. İnancı, davası olanlar ümitsiz olamazlar. En çok ümitsizliğe saplanıldığı noktada bir yol açarak topluma ve Kamu Çalışanların ümidi olamaya devam edilecektir. Bu vebal bizim omuzlarımızdadır, bunu hissediyoruz, sorumluluğumuzun farkındayız. Böylesine zorlu bir zamanda saflarımızda yer tutan her bir Türkiye Kamu - Senli ne kadar övünse azdır bu şeref ona yeter de artar bile.

Dik Baş, Tok Karın ve Mutlu Yarın ideali ile yine sahada yine meydanlarda olacağız. Ülkemizin geleceği için, memurun hakları için daha fazla çaba harcayacağız. Her karanlık aydınlığa gebedir. Aydınlık gelecek için Memurun gür sesi, Türkiye'nin kalesi TÜRKİYE KAMU - SEN'DE buluşalım.

Zafer ümit kaynağının bir çeşmesidir.
Zafer birçok gönüllerin birleşmesidir.
...
Gönülleri birleşenler! Selam sizlere!
Uzaklarda dertleşenler! Selam sizlere!
...
Ey ekmeği alınanlar! Selam sizlere!
Ey rütbesi çalınanlar! Selam sizlere!
...
Selam size! Üstünüzde bütün bakışlar,
Bir gün olur tarih sizi elbet alkışlar!

Yeşermesi ektiğimiz tohumun haktır,
İşte o gün ruhlarımız şad olacaktır!
Selam şanlı mazimize! Selam yarına!

ATSIZ
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.