25 Kasım 2017 Cumartesi
Anasayfa > Yazarlar > Ahmet Kırat > Ne Olacak Bu Milli Eğitimin Hali?
Ahmet Kırat

Ne Olacak Bu Milli Eğitimin Hali?

07.02.2014 14:45:15 Okunma Sayısı : 1134 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Ahmet Kırat
Hepimizin malumu şu an ülkemizde 8 yıllık "kesintisiz" zorunlu eğitim yerine 12 yıllık "kesintili" zorunlu eğitim tartışılmaktadır. Bu tartışma sılagonik rakamlar üzerinden yapılmaktadır. Toplum olarak rakamlar üzerinden konuşmayı çok seviyoruz. Hayatımızda her şey güzel gidiyorsa, işler tıkırında ise 4, 4'lüktür. Birde takımların taktiklerini saatlerce, günlerce tartışırız. 4-4-2, 3-5-2 veya 4-5-1 taktik dizilişler gibi.
     O yüzden bende 2.sınıf öğrencilerime "çocuklar 4+4+4 size ne anlatıyor?" diye sordum. Öğrencilerimden tabiî ki çok farklı cevaplar aldım. "Bunların toplamı 12 eder, burada 3 tane 4 var, bir toplama sorusu olabilir, 3 ile 4'ü çarpmamız lazım."gibi birbirinden farklı cevaplar geldi. Anlayacağınız öğrencilerim bile 4+4+4 konusunda mutabakata varamadı. 

         Ülkemizde "Milli Eğitim" konusunda geçmişe doğru kısaca baktığımızda hep yap boz tahtası gibi denemelerin yapıldığını, önemli her değişikliğin uzun ömürlü olmadığını görmekteyiz. Bunun temel sebebi de yapılan değişikliklerin mutabakatla, ortak kararlar olmamasından kaynaklanmaktadır. Bir zamanlar kredili sistem diye yola çıktık ama kredimiz çok çabuk bitti. Efendim bilgi çağı diye yola çıkarak okullarımıza bilgisayar sınıfları kurduk, sonra bilgisayar derslerini kaldırdık. Öğrencilerin okuluna bağlanması, dershanelerin sayılarının azaltılması gibi kulağa hoş gelen söylemlerle bir SBSdenemesi yapmaya kalktık. Her şey o kadar güzel olacakken birde baktık ki dershane sayısı, dershaneye giden öğrenci sayısı daha çok arttı. Hatta dershaneye gitme yaşı nerdeyse beşiğe dayandı! Yani SBS denemesinde işaretlediğimiz tüm şıklar yanlış çıktı! Yakın zamanda okul öncesini (anasınıfı) zorunlu yapmak üzere yola çıktık ama herhalde fazla zorlamış olmalıyız ki vitesiboşa salladığımız ortaya çıkıyor yeni değişiklikle. Yine çocuklarımız gördüğü, yaşadığı, dokunduğu olgulardan yola çıkılarak eğitilsin diye müfredat değişmişti. Ancak müfredatın daha müfre'sini öğretmeden yeniden değişiklik gündemde.

            Zorunlu eğitimin kesintisiz 8 yıldan kesintili olarak 12 yıla çıkarılması çağımızın nüfusunun eğitilmesi açısından önemlidir. Hatta buna bir yıl da okul öncesi eğitimi zorunlu olarak uygulanmalıdır. Önerilen ( 4+4+4) uygulamalar ile çeşitli sıkıntılar ve mağduriyetlerin ortaya çıkacağı gün gibi ortadadır. Bu sıkıntıları kısaca şöyle özetleyebiliriz:

            1) Sınıf öğretmeni norm kadro sorunu ortaya çıkacaktır. Çünkü öneriye göre 4 yılda sınıf öğretmenleri görev yapacak. Mevcut sınıf öğretmenlerinin 1/5 'i norm kadro fazlası olacaktır. Bu öğretmenlerin ne yapılacağı açıklanmamaktadır. Muhtemelen norm kadro fazlası olanlar başka illere atanacaktır. Bu atamalar bir çok sıkıntıyı beraberinde getirecektir. Örneğin eşlerden biri norm kadro fazlası olduğunda başka bir ile nasıl ataması yapılacak? Bu yeni sistem ülkemizde görev yapan yaklaşık 50 bin öğretmenin norm kadro fazlası olmasına neden olacaktır. Bu yüzden ilkokul 5 yıl uygulanmalıdır. Üstelik 5 yıl konusunda yıllarca birikmiş bir tecrübemiz bulunmaktadır.
            2) İlköğretim kayıt yaşı: Yeni değişiklikle mecburi eğitime kayıt yaşı 5 yaşına düşürülmüştür. Artık sınıf öğretmenleri bir yaş daha küçük gruplarla sıkıntılı bir çalışma yapmak zorunda kalacaklar. El kasları gelişmeyen, temel davranışları tam öğrenemeyen, oyun çağını geçiremeyen öğrencilere bitişik eğik yazı ile okuma-yazma öğretmeye çalışacağız. Bu yüzden öğrenci velilerini de zor bir yıl beklemektedir. Kayıt yaşının 5'e düşürülmesi konusunda bilimsel bir çalışma yapılıp yapılmadığını da bilemiyoruz. Yapıldıysa şimdiye kadar eğitim çalışanlarından ve öğrenci velilerinden neden saklandı?      
  
            3) Branş öğretmeni ihtiyacı: İkinci 4 yılda ortaokul açılacak ve ders sayıları artacağından dolayı çok fazla branş öğretmeni ihtiyacı doğacak. Öğretmen ataması konusunda öğretmen adaylarına başka bir iş bulmalarını tavsiye eden sayın bakanımız bu ihtiyacı kısa sürede nasıl atayacak? Bekleyip göreceğiz.

            4) Fiziki ihtiyaçların karşılanması: Yeni sistem ile esas olan her 4 yıl için bir binaya ihtiyaç duyulacak. Oysa bunun yıllardır karşılanamadığı gerçek. Büyük ihtimalle uygulama aynı binada iki okul (İlkokul-Ortaokul yada Ortaokul-Lise) şeklinde olacaktır. Ülkemizin bir çok yerinde ikili eğitim yapıldığı göz önüne alındığında bu kaçınılmaz sonuç olarak karşımıza çıkacaktır. Okul binalarının sayılarını düşündüğümüzde bu uygulamanın nasıl olacağı gerçekten sorgulanmalıdır.

            5) Eğitim-Öğretimin içeriği nasıl olacak?: Başlangıçta belirttiğim gibi sadece rakam üzerinden tartışıldığı için uygulanacak eğitim müfredatı üzerinde kimse fikir ortaya koymamaktadır. Büyük ihtimalle müfredat tartışma ortamı olmadan uygulanmaya geçilecek. Çünkü süreç bunu göstermektedir.
            Bu sorunları daha da çoğaltmak mümkündür. Sınav, dil, seçmeli ders, yönlendirme vb. Çok kısa sürede Milli Eğitimde yapılacak değişiklik bize bir atasözümüzü hatırlatmaktadır. Kervan yolda düzelir. Mantık bu!
            Eğitimle ilgili kanun değişikliğini en çok eğitimciler konuşup tartışması gerekirken, ne garip ki eğitim çalışanlarının dışındakiler daha çok konuşmakta ve kararlar almaktadır. Eğitim çok geniş bir kitleyi ilgilendirmektedir. O halde bu geniş kitlenin temsilcileri görüşlerini açıklamalı ve ortak kararlaMilli Eğitim sistemi oluşturulmalıdır.
            Şimdi sizlere önemli sorular geliyor. Ancak cevaplarını herkes kendi içinde vermeli. Nasıl olsa sesli verilen cevapların önemi yok!!!  
            İmam-Hatip Liseleri açıkken buradan mezun olanların hepsi "dinci-dindar-gerici" mi oldu? Yoksa yeniden açılınca mı olacak?
İmam-Hatip Liseleri kapalı iken tüm öğrenciler "dinsiz-imansız" mı oldu?
İmam-Hatip Liseleri açıldığında acaba açılmasını savunanlardan (bende dâhil) kaç kişi çocuğunu buraya gönderecek?
Dinini öğrenmek isteyen herkesin İmam-Hatip Liselerine gitmesi mi gerekecek?
Tüm okullarda seçmeli Din dersi verilerek isteyen öğrencilerin dinini öğrenmesi sağlanamaz mı?
Ülkemizin barışı için şeytanla bile görüşülür diye açıklama yapan MEB eski bakanımızın bu sözüne istinaden "Milli Eğitim" için neden görüşmeler yeteri kadar yapılmıyor?
İllegal örgütlerle müzakere yapılırken, "Milli Eğitim" için legal kuruluşlarla neden müzakere yapılmaz?
 
Kesintili eğitime "EVET", kısa devreye "HAYIR"

Ahmet KIRAT
Türk Eğitim Sen
İlçe Temsilcisi

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.