17 Ekim 2018 Çarşamba
Anasayfa > HABERLER > Kendi ülkemizde kuntekinte olduk

Kendi ülkemizde kuntekinte olduk

12.05.2016 22:22 12 14 16 18 yazdır
Milli Eğitim Bakanlığının taşradaki üst düzey bürokrasisinin siyasal ve sendikal çevrelerle işbirliği yaparak kast sistemini çağrıştıran anlayışla yandaş olmayanlara kunta kinte muamelesi yapması kabul edilemez.
Kendi ülkemizde kuntekinte olduk

Üyemiz Celal ÇAKAR'ın Osmaniye ili Kadirli ilçesi, Cumhuriyet Anadolu Lisesi'nde Müdür Başyardımcısı olarak görev yapmakta iken Kadirli İlçesi Savrun Anadolu Lisesi'ne Müdür Başyardımcısı olarak görevlendirilme talebinin reddine ilişkin Adana İdare Mahkemesinde açmış olduğu davada Adana 1. İdare Mahkemesinin 2015/494 Esas ve 2015/2221 Karar ve 26.11.2015 tarihli kararında; "?davalı idarenin davaya cevap dilekçesinde de, davacının % 61 - 80 oranında engelliliğe sahip olduğu, bu nedenle Kadirli Savrun Anadolu Lisesinde Müdür Başyardımcılığını yürütmekte zorlanacağının, işlerde aksamalara sebep olabileceğinin düşünüldüğü, yoğun iş yükü altında davacının sağlığının da olumsuz yönde etkilenebileceğinin belirtildiği görülmektedir." şeklinde engelli olduğu gerekçesi ile Müdür Başyardımcılığı talebi reddedilmiştir.

Söz konusu mahkeme kararı, savunmanın özeti kısmında; "Dava konusu işlemin atama olmadığı, görevlendirme işlemi olduğu, okul müdürünün birlikte çalışabileceği kişiyi seçmede takdir yetkisine sahip olduğu, Müdür Başyardımcısı olarak görevlendirilen Turgay ERİŞ'in idarecilik tecrübesinin bulunduğu, davacının % 61 - 80 oranında engelliliğe sahip olduğu, bu nedenle Kadirli Savrun Anadolu Lisesinde Müdür Başyardımcılığını yürütmekte zorlanacağının, işlerde aksamalara sebep olabileceğinin düşünüldüğü, yoğun iş yükü altında davacının sağlığının da olumsuz yönde etkilenebileceği savunulmaktadır." şeklinde,


Kadirli Savrun Anadolu Lisesi Müdürlüğünün 14.04.2015 tarih ve 142 sayılı mahkemeye intikal eden savunma yazısında; "... mazereti (özürlü) bulunmayan bir idareci olması gerekmektedir." şeklinde ve Osmaniye Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 21.04.2015 tarih ve 4235572 sayılı savunma yazılarında;  "Ayrıca ekte sunmuş olduğumuz MEBBiS kaydı incelendiğinde davacının %61-80 engellilik oranına sahip olduğu görülmektedir." şeklinde üyemiz Celal ÇAKAR'ın yöneticilik tecrübesinin olduğu da yok sayılarak engelli olduğu için Müdür Başyardımcısı yapılmadığı anlaşılmakta olup Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına, Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmeye, 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanununa, Kamu Görevlileri Etik Sözleşmesi ve ekinde yer alan 'Kamu Görevlileri Etik Sözleşmesi'ne aykırı davranmak suretiyle, dilekçesi ekinde yer alan Celal ÇAKAR'a ait Kadirli Devlet Hastanesinin 13.09.2013 tarih ve 130021649 sayılı Sağlık Kurulu raporuna istinaden Engellilik Ayrımcılığı yapılmıştır.


Fakat Şubemizin 07.09.2014 tarih ve 765 sayılı bilgi edinme talebine istinaden Kadirli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün 19.09.2014 tarih ve 6046 sayılı yazıları ekinde yer alan Halis ÖZKALE'ye ait 16.09.2010 tarihli ve 06.02.2013 tarihli rahatsızlıklarından dolayı öğretmenlik yapamadığından dolayı Kadirli Halk Eğitim Merkezinde öğretmen olarak görevlendirilme taleplerine ilişkin dilekçeler ile Sağlık Bakanlığı Osmaniye Devlet Hastanesinin 10.05.2012 tarih ve 120005116 sayılı Sağlık Kurulu raporuna göre (Ek-5) "Sesli iletişim gerektiren işlerde zorlanır. Uzun süre ayakta durmasını gerektirecek işlerde çalışması uygun değildir." şekkinde engeli ve öğretmenlik yapmayacağına dair beyanları bulunan Ö.H, Osmaniye Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 21.01.2015 tarih ve 652374 sayılı oluru ekinde bulunan inhadaki  görevlendirme (atama) ile Müdür Yardımcısı olarak görevlendirilmiştir. Aynı olur ve inhada üyemiz Celal ÇAKAR engelli olduğu gerekçesi ile teklif edilmediğinden Kadirli İlçesi Savrun Anadolu Lisesi'ne Müdür Başyardımcısı olarak atanmamıştır.


Ö.H, Eğitim Bir-Sen üyesi olup Celal ÇAKAR Türk Eğitim-Sen üyesi olduğundan her ikisinin de engelli raporu olmasına rağmen Ö.H, Müdür Yardımcısı olarak görevlendirilmiş (atanmış) üyemiz Celal ÇAKAR ise görevlendirilmeyerek (atanmayarak) Sendikal Ayrımcılıkta yapılmıştır.


Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında, Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmede, 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunda, Türkiye İnsan Hakları Ve Eşitlik Kurumu Kanununda, Kamu Görevlileri Etik Sözleşmesi ve ekinde yer alan 'Kamu Görevlileri Etik Sözleşmesi'nde yer alan"Çalışan engellilerin aleyhinde sonuç doğuracak şekilde, engelinden dolayı diğer kişilerden farklı muamelede bulunulamaz." Hükümlerine aykırı davranarak engellilik ayrımı yapılmıştır.


Bu kanunları yetkililerin bilmesini beklemek herhalde safdillik olur lakin Adana 1. İdare Mahkemesinin bu kanunları ve engellilik ayrımının yapılmasını idarenin takdir hakkı olarak yorumlamaları kabul edilemez.


Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN'ın; "Benim bürokraside her zaman en büyük rakibim bürokratik oligarşidir. Siyasiler, bürokratik oligarşiyi mağlup ettikleri oranda başarılı olurlar. Buna inanıyorum" şeklinde ifade ettiği gibi,


Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN'ın; "...üstünlerin hukukunu mu oluşturacağız yoksa hukukun üstünlüğünü mü oluşturacağız? Üstünlüğün hukukunu oluşturmak için varsak insan olarak kendimizden utanmamız gerekir, ama hukukun üstünlüğünü oluşturmak için varsak o zaman yaradılışımızın gereğini yerine getirmiş oluruz. Bu hukuk hepimize lazım...." şeklinde ifade ettiği gibi,


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN'ın; "Eğer adalet yoksa, o devletin ayakta durması mümkün değildir. Hazreti Ömer 'El adlü esasül mülk' diyor. Mülkün esası, temeli adalettir. Bazıları bunu mal mülk anlamında anlıyor. Aslı o değil. Oradaki mülk ifadesi devlettir. Yani devletin esası adalettir, temeli adalettir. Eğer adalet yoksa o devletin ayakta durması mümkün değildir. Onun için adalet üzerine kurulu bir devlet? İşte hedef bu olmalı." şeklinde ifade ettiği gibi,


Başbakan Ahmet DAVUTOĞLU'nun; "Kim ne gerekçeyle ayrımcılık yapmak isterse karşısında bizi bulur,", "Bir kişinin bile hakkını yersek bu makamlar bize haram olsun" dediği gibi,


Sayın yetkililerimiz "Fırat'ın kenarında bir kuzuyu kurt kapsa yarın adli ilahide Ömer'den sorulur." cümlesinde dile gelen hakikati, kurt sofrasında parça parça edilen kuzuların çığlıklarını duymazdan gelerek ayakta duramazsınız. Çünkü sizler kurttan değil kuzudan sorumlusunuz bu hakikati unutmayın.


"Bir kişinin bile hakkını yersek bu makamlar bize haram olsun." diyen, Başbakan Sayın Ahmet DAVUTOĞLU, Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi AVCI, Müsteşar Sayın Yusuf TEKİN; çağrım sizleredir.


Soruyoruz; Hukukun üstünlüğünden mi, Üstünlerin hukukundan mı yanasınız?


En basit hukuk kaidelerinin bile keyfi olarak ayaklar altına alınması mazur görülemez. Kamu idaresinin bir ciddiyeti vardır. Asgari düzeyde bile olsa kendisini kayıt altına aldığı usul ve esasları vardır. Adalet, hakkaniyet her işin olduğu gibi idarenin de temelidir. Bu sebeple adalet, hakkaniyet; birkaç kişinin keyfine ve karanlık ilişkiler ağının kuytu köşelerine terk edilemez.


Kendi ülkemizde kuntekinte muamelesi görmekteyiz.  İşgal ettikleri Devletin makamlarını "kesbî" değil de "vehmî" olarak elde edenlerin Devletin kadrolarını babasının malı gibi gören anlayışla ve Bürokratik oligarşiyle iş tutmaya alışmış kurum yöneticilerinin  gerçek anlamda hak arama noktasında hiç bir kişisel hesaba girmeden sırf hakkın ve adaletin yanında olmaları mümkün değildir.


Halbuki saygın devlet, yönetim kademelerine ancak kesbî yolardan gelinebilen devlettir. Makamlarına gelenlerin neden o makamlara getirildiğine dair tüm kamuoyunun vicdanının rahat olduğu devlettir.


Milli Eğitim Bakanlığının taşradaki üst düzey bürokrasisinin siyasal ve sendikal çevrelerle işbirliği yaparak kast sistemini çağrıştıran anlayışla yandaş olmayanlara  kunta kinte muamelesi yapması kabul edilemez.


Engeliler Haftasında engelli olan bir üyemizin başına gelenleri naklettik.


Bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan ve korunma, bakım, iyileştirme, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişiye engelli denilmektedir.


Bu bakımdan sağlık, yalnızca hasta veya engelli olmamak değil fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan tam anlamıyla iyi olmak anlamı taşımaktadır.  Aslında gerçek Engelli olanlar yönetirken adaletten ayrılanlardır. Ya engelsizsiniz yada engel siz siniz


Hukuki ve legal mücadelemiz sonuna kadar sürecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle engelli vatandaşlarımızın tüm sorunlarının çözülmesini diliyor, Engelliler Haftası'nı kutluyor, tüm engelli vatandaşlarımıza mutlu bir ömür diliyorum.

Ahmet KANDEMİR
Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen Osmaniye İl Başkanı
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri