bilgi güncelleme
22 Ocak 2018 Pazartesi
Anasayfa > HABERLER > Dünya İnsan Hakları Gününüz Kutlu Olsun

Dünya İnsan Hakları Gününüz Kutlu Olsun

10.12.2017 01:04 12 14 16 18 yazdır
Biz artık, bu ülkede yaşayan herkesin huzur içinde yaşamasını ve bir vatandaş olarak hak ettiği kıymeti görmesini istiyoruz. Bu talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz.
Dünya İnsan Hakları Gününüz Kutlu Olsun

Türk Eğitim-Sen ve Türkiye Kamu-Sen Osmaniye İl Başkanı Ahmet KANDEMİR, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin kabul edilişinin 69. yıl dönümünü kutladı.


Bildirinin insanın hak ve hukuka dayalı medeniyet gelişimi aşamalarının pozitif anlamdaki son dönüm noktalarından biri olduğunu belirten KANDEMİR, bildiriyi imzalayan ilk ülkeler arasında yer alan Türkiye'nin, insanlık onurunu, zengin, fakir, dil, din, ırk gözetmeden bütün insanların insanca yaşam hakkını koruma noktasındaki asil duruşunu bugün olduğu gibi gelecekte de devam ettirmesi gerektiğini bildirdi.



KANDEMİR, mesajında şunları kaydetti:  10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından tüm insanlar için geçerli olan insan hakları evrensel beyannamesinin kabul edilmesinin ardından bugün, Dünya İnsan Hakları Günü olarak kutlanmaktadır.


Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi insanın hak ve hukuka dayalı medeniyet gelişimi aşamalarının pozitif anlamdaki son dönüm noktalarından birisi olup insanlığın ortak değerlerini birlikte koruma iradesini yansıtması bakımından en önemli uluslararası sözleşmelerden biridir.

Temel hak ve hürriyetleri garanti altına alan Evrensel Bildirge, ortaya koyduğu ana ilkelerle bugün de geçerliliğini korumaktadır.


Basın açıklamamızın resminde kullandıgımız  fotoğraf, 1900′lü yılların başında, Belçika Kralı II. Leopold'un Afrika'daki sömürgelerinden biri olan Kongo'da, bir din adamı tarafından gizlice çekilmiş. Fotoğraftaki adam, kendisi gibi köle olan ve yeterince kauçuk toplayamadığı için cezalandırılan 5 yaşındaki kızının kesilen sol eli ve sağ ayağına bakıyor.



Bu korkunç fotoğraf 1885 ve 1908 yılları arasında Kral Leopold'un Afrika'daki hakimiyeti süresince işlenen 5 milyon cinayet ve sayısız işkenceden sadece birisinin tanığı ve Kral Leopold'un, Afrika'da sahip olduğu topraklardan elini çekmesi ile sonuçlanan medya tepkisini başlatan belgelerden birisi.



İnternet'te bu fotoğrafın altındaki tartışmalardan birisinde Belçikalı olduğunu söyleyen biri şu yorumu yazmıştı: "Belçikalıyım, dahası bir tarihçiyim. Belçika'nın geçmişindeki bu utancın 4 yıl boyunca aldığım dersler içinde bir kez olsun tartışılmamış olmasını son derece dehşet verici buluyorum".

Dünya üzerinde benzer haksızlıkların hiç yaşanmamış olduğu bir karış toprak dahi yok.
Bu zehrin yegane antikoruysa insanın çirkinliğe yatkın doğasını kabullenip uğursuz tarihini öğrenmesi. Nitekim 'öğrenmek', vakti geldiğinde benzeri haksızlıkları tanıyıp dur diyebilmenin biricik yolu.İronik olansa, bu iş için en uygun yer olması gereken eğitim sisteminin, otoritenin nezaretinde beklenenin neredeyse tam tersi bir işlev üstlenmiş olduğu gerçeği?


Ne yazık ki; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin kabul edilişinin üzerinden 69 yıl geçmesine rağmen dünyanın çeşitli yerlerinde en temel insan hakkı olan yaşama hakkının dahi hiçe sayılması, milyonlarca insanın zulüm altında yaşaması hazin ve düşündürücüdür.

Yaşama hakkı başta olmak üzere, inanç ve ifade özgürlüğü, eğitim ve sağlık hakkının korunması ve sosyal, ekonomik hakların sağlanmasını engelleyen ihlallerin ortadan kaldırılması, evrensel hukuk normlarının tesis edilmesi bakımından çok önemli ve gereklidir.

Ayrımcılık yasağı geçmişten bugüne insan hakları hukukunun bir konusu olarak kabul edilmiş ve zamanla, iş hukuku ve sosyal güvenlik hukuku vs. gibi alanlarda diğer hukuk dallarının da bir parçası haline gelmiştir. Ayrımcılık yasağı, yasa önünde eşitlik, yasalarca eşit derecede korunma gibi ilkeleri içinde bulunduran temel bir prensip olarak kabul edilmektedir. Ayrımcılığın uluslararası sözleşmelerde doğrudan bir tanımı yapılmamış ancak birçok sözleşmede farklı bağlamlarda da olsa kendine yer bulmuştur.

Uluslararası sözleşmelerde yer alan Ayrımcılık yasağına rağmen uygulamalarda tersi durum yaşanmaktadır. Örneğin okul yöneticileri kanunla görevden alınarak yerlerine yapılacak atamalarda yapılan değerlendirmelerde tam bir kıyım yapılmış 8 bine yakın okul müdürü sendikal ayrıma tabi tutularak büyük bir çoğunlukla Eğitim Bir sen üyesi olmayan okul müdürleri başarısız bulunmuşlar bu duruma açılan davalarda kazanılan binlerce davanın gerekleri yerine getirilmemiştir.

Türk Milletli karanlıktan önceki son çıkış olan 15 Temmuz gecesi gerekeni yapmıştır.  Kabul ediyoruz ki sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Eğitimden ekonomiye, dışarıdan içeriye kritik bir eşikte ne olacağını kestiremediğimiz bir vaziyeti yaşıyoruz. Ülkemizin bu zor durumunda her zaman yanında olduğumuzu hep beyan ettik, bugün de ediyoruz. Emperyalizme boyun eğmeyeceğiz, biz biriz, iriyiz ve diriyiz. Bir ölür bin diriliriz. Bu milleti ayırmaya ve iç savaşa yönelik gelişecek provokasyonlara fertler olarak prim vermeyeceğiz.

Bu vatan coğrafyasında yaşayan her fert bizim kardeşimizdir, ağabeyimizdir, hainler dışarıdaki emperyalizm ve içimizdeki işbirlikçileri ve bölücülerdir.  Bu hainlerin cezası da bellidir. En büyük silahımız birliğimizdir. "Yenikapı Ruhu"na okullarımızdaki müdür yardımcısından en üst noktadaki tüm yöneticilerimiz samimi bir şekilde uymalıdırlar.

Ancak; birlik ve beraberliğe, tek yürek ve tek beden olmaya en çok ihtiyacımız olduğu bu dönemde Kamu çalışanının iş güvencesini tehdit edecek girişimler yapılmaktadır.

Gerek açığa alınanlar ve gerekse ihraç edilenler noktasında en fazla zararı görmüş kamunun bir an evvel normalleşmesi gerekirken, vaziyeti kördüğüme çevirecek eylem ve söylemlerde bulunmak kime ne fayda sağlayacaktır?

İncelemeden soruşturmadan suçluyu suçsuzu ayırmadan açığa almalar ve ihraçlar yapılmıştır. Bunların çocukları aç perişan intihar etmeyi düşünenler ve intihar edenler bulunmaktadır.


Özellikle uzun zamandan beri Türkiye Kamu Sen olarak eleştirilerimizin de odak noktasını teşkil eden ülke içinde yaratılan kutuplaşmanın, ayrıcalıklı kesim yaratma çabalarının, hukukun üstünlüğü ilkesinin sekteye uğratılması girişimlerinin bir an önce son bulması ve yaşanan bu olayların, anti demokratik yaklaşımlar için bir gerekçe olarak kullanılmaması, en büyük arzumuzdur.

Darbeye karşı birleşen Aziz Milletimiz her türlü haksızlığa karşı duracak iradeye de sahip olduğunu göstermiştir. Birlik ve beraberlik anlayışının hâkim kılınması gerekmektedir. 

Biz artık, bu ülkede yaşayan herkesin huzur içinde yaşamasını ve bir vatandaş olarak hak ettiği kıymeti görmesini istiyoruz. Bu talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz.

Bu düşüncelerle 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü'nün, milletimiz ve tüm insanlık için daha güzel bir geleceğin inşasına vesile olmasını diliyorum.

Türk Eğitim Sen ve Türkiye Kamu Sen Osmaniye İl Başkanı

Ahmet KANDEMİR

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri