bilgi güncelleme
23 Ocak 2018 Salı
Anasayfa > HABERLER > DANIŞTAY İDDK KARARINI UYGULAMAYANLAR HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK

DANIŞTAY İDDK KARARINI UYGULAMAYANLAR HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK

07.08.2015 21:45 12 14 16 18 yazdır
Osmaniye Milli Eğitim Müdürü Ramazan Çelik ve Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mılla Katık hakkında,suç duyurusunda bulunduk
DANIŞTAY İDDK KARARINI UYGULAMAYANLAR HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK

Osmaniye Milli Eğitim Müdürü Ramazan Çelik ve Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mılla Katık hakkında, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 2014/1151 Y.D. İtiraz nolu ve 18.02.2015 tarihli kararını  uygulamadıkları için Türk Eğitim-Sen Osmaniye Şubesi olarak ilgililer hakkında Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığına 07.08.2015 tarihinde suç duyurusunda bulunduk. 


14 Mart 2014 tarih ve 28941 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Millî Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6528 sayılı Kanunun 25. maddesi ile 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 10 Madde'nin 8. fıkrasında yer alan "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla halen Okul ve Kurum Müdürü, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcısı olarak görev yapanlardan görev süresi dört yıl ve daha fazla olanların görevi, 2013-2014 ders yılının bitimi itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona erer. Görev süreleri dört yıldan daha az olanların görevi ise bu sürenin tamamlanmasını takip eden ilk ders yılının bitimi itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona erer." Hükümleri bulunmaktadır.

Millî Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 22. maddesiyle değiştirilen 652 Sayılı KHK'nın 37. maddesinin (8) numaralı fıkrasında "Okul ve Kurum Müdürleri, İl Milli Eğitim Müdürünün teklifi üzerine, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcıları ise Okul veya Kurum Müdürünün inhası ve İl Milli Eğitim Müdürünün teklifi üzerine Vali tarafından dört yıllığına görevlendirilir. Bu görevlendirmelerin süre tamamlanmadan sonlandırılması, süresi dolanların yeniden görevlendirilmesi ile bu fıkranın uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir. Bu fıkra kapsamındaki görevlendirmeler özlük hakları, atama ve terfi yönünden kazanılmış hak doğurmaz." hükümleri bulunmaktadır.

Yukarıda yer verilen değişiklikler ile birlikte Okul ve Kurum Müdürleri, İl Millî Eğitim Müdürünün teklifi üzerine, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcıları ise Okul veya Kurum Müdürünün inhası ve İl Millî Eğitim Müdürünün teklifi üzerine Vali tarafından dört yıllığına görevlendirilecektir. Bu görevlendirmelerin süre tamamlanmadan sonlandırılması, süresi dolanların yeniden görevlendirilmesi ile bu fıkranın uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar ise 10 Haziran 2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmelik ile belirlenmiştir.

Müdürlükte dört yıllık görev süresini dolduranlar ilgi yönetmelik ekindeki Ek-1'de yer alan" Görev Süreleri Uzatılacak Eğitim Kurumu Müdürleri Değerlendirme Formu" üzerinden değerlendirilmiştir. Ek-1'de yer alan Form üzerinden yapılan değerlendirme sonucunda 100 üzerinden 75 ve daha üstü puan almaları halinde, il millî eğitim müdürünün teklifi üzerine valinin onayı ile görev süreleri uzatılmıştır. Ancak; 100 üzerinden 75 puandan düşük alan kişilerin görev süreleri uzatılmamıştır.

Okul müdürlerinin görev sürelerin uzatılması için kurulun komisyonlarda görev alan İl/İlçe Milli Eğitim Müdürleri ile Şube Müdürlerinin tamamına yakını yeni atanmış değerlendirecekleri okul müdürlerinin hiç birisini tanınamamaktadırlar.

1- Okul müdürlerini değerlendiren şube müdürlerinin görevleri hukuksuzdur.

Şöyle ki; 31 Ağustos 2013 tarih ve 28751 sayılı Resmi gazete  "Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik" yayımlanmıştır. Bakanlar Kurulunun bu çerçeve yönetmeliği doğrultusunda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 12 Ekim 2013 tarihinde 28793 sayılı Resmi Gazetede "Millî Eğitim Bakanlığı Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği Ve Yer Değiştirme Suretiyle Atanması Hakkında Yönetmelik" yayınlamıştır. Milli Eğitim Bakanlığının söz konusu yönetmeliği doğrultusunda 29 Aralık 2013 tarihinde ÖSYM' ce yazılı sınav yapmıştır.

Ardından 10-28 /02/2014 tarihleri arasında sözlü sınavları yapmıştır. Bu doğrultuda da atamalar 16.04.2014 tarihinde sadece sözlü / mülakat puanı esas alınarak yapılmıştır.

Ancak atamalar yapılmadan önce Türk Eğitim-Sen tarafından sadece sözlü sınav puanı esas alınarak atama yapılması işlemi ve çeşitli maddelerin iptali için ilgili yönetmelikler Danıştay nezdinde davaya konu edilmiştir. Bu doğrultuda Danıştay 5. Dairesinin 2013/8367E ve Danıştay 2. Dairesinin 2013/10363E sayılı yürütmeyi durdurma kararları verilmiştir.  Her iki kararda da özetle, Şube Müdürlüğü atamaları için; sadece sözlü sınavla atama yapılamayacağı, objektif olan yazılı sınavının değerlendirme dışı bırakılamayıp belirleyici olması gerektiğinden söz edilmiştir.

Türk Eğitim-Sen olarak 22.07.2014 tarih ve 1122 sayılı yazı ile davalı idareye başvuruda bulunarak Danıştay 2. Dairesi tarafından yürütmesi durdurulan 21/1. Madde kapsamında tek başına sözlü sınav sonuçlarına göre oluşturulan başarı sıralamaları esas alınarak yapılan şube müdürü atamalarının tümünün iptalini talep edilmiştir. Ancak, MEB yapılan atamaları iptal etmediği gibi bu şube müdürleri imza yetkileri olmamasına rağmen hiç tanımadıkları okul müdürlerini değerlendirmiştir.

Anayasamızın 138'inci maddesinde; yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu Vurgulanmıştır; bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hüküm altına  Ayrıca 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28'inci maddesinde; Danıştay, bölge idare mahkemeleri idare ve vergi mahkemelerinin kararlarının yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu hükmüne yer verilmiştir. Bütün bunlardan hareketle Milli Eğitim Bakanlığının bu kararlara neden uymadığının araştırılması ve sorumlularının cezalandırılması gerekmektedir.

Okul müdürleri hakkında yetkisiz kişilerce yapılan değerlendirmelerde tam bir kıyım yapılmış 8 bine yakın okul müdürü sendikal ayrıma tabi tutularak büyük bir çoğunlukla Eğitim Bir sen üyesi olmayan okul müdürleri başarısız bulunmuşlardır.

Üstelik puanlamalarda öyle trajikomik olaylar da yaşanmıştır ki; ölen insanlara 100 puan verilmiş, belediye başkan yardımcısına, kurum değiştirenlere, emekli olanlara 75 ve üzerinde puan verilmiştir. Hatta geçici ilçe müdürleri bile kendilerine 100 tam puan vermiştir.

Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi AVCI, yönetici değerlendirme konusunda; "Bir defa öğretmenlik mesleğinin ruhuna aykırı. Öğretmenlik asıl mesleğimizdir, idarecilik ek görevdir.

 

İl müdürlerinin değerlendirmelerine ilişkin sendikal kayırma gibi şikâyetler var. Bunları araştırıyoruz.

 

Belli sendikaların 75 ve üzerinde puan aldığı gibi kamuoyunda tartışmalar var. O sendika, öğretmen camiasındaki en büyük sendika. Zaten genel küme içinde çoğunlukta olan sendika. Dolayısıyla onun üyeleri öne çıkmış olabilir. Buna rağmen herhangi şekilde sendikal rekabet, kişisel husumet nedeniyle veya başka gerekçeyle haksızlığa uğradığını düşünenler varsa onların müracaatlarını alıyoruz. Farklı sendikalardan bize başvurular da var. Onları da inceliyoruz" açıklamasında bulunmuştur.

Fakat durum bu şekilde değildir. Bir Bakan olarak bu cümleleri söyleyebilmek için önce sendikaların üye sayısını bilmek gerekir. Sayın Bakan, "o sendika öğretmen camiasındaki en büyük sendika." diyerek, iddiaların doğru olmadığını, yöneticilerin çoğunluğunun o sendikadan olmasının normal olduğunu ima etmekte  ve arkasından da, "Buna rağmen herhangi şekilde sendikal rekabet, kişisel husumet nedeniyle veya başka gerekçeyle haksızlığa uğradığını düşünenler varsa onların müracaatlarını alıyoruz. Farklı sendikalardan bize başvurular da var. Onları da inceliyoruz." diyerek kendi kendisine ters düşmektedir.

Sendikalaşma ve yönetici oranları şu şekildedir." Sendikalaşma oranı bakımından Türk Eğitim-Sen yüzde 22, Eğitim-Sen yüzde 12, Eğitim-iş yüzde 4, Aktif Eğitim-Sen yüzde 2, Eğitim Bir-Sen yüzde 26. Şu anda kamuda idarecilik yapanların oranlarını söyleyeyim. Türk Eğitim-Sen yüzde 9, Eğitim-Sen yüzde 4, Eğitim-İş yüzde 1, Aktif Eğitim-Sen yüzde 1, Eğitim Bir Sen yüzde 81."

Bu uygulamaya tepki olarak Eğitim sendikalarından birçoğu Türkiye genelinde 24 Eylül tarihinde bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirmişlerdir.

Açılan binlerce dava kazanılmış fakat birçok İl ve ilçede yine 75 puan verilerek yargı kararları tekrar uygulanamaz hale getirilmiştir.

2- Türk Eğitim Sen tarafından 10 Haziran 2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmeliğe açılan davada Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, (YD İtiraz No:2014/11151) eğitim kurumu yöneticilerinin görevlendirilmelerine ilişkin Yönetmeliğin bazı hükümleri hakkında yürütmenin durdurulması kararı vermiştir.

 İlgili karar tarafımıza 23.06.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

Söz konusu karar;

A- Müdürlük görev süresinin uzatılmasına ilişkin değerlendirme sürecinde ilçe millî eğitim müdürü, eğitim kurumundan sorumlu şube müdürü ve insan kaynaklarından sorumlu şube müdürünün, değerlendireceği okul müdürü ile en az altı ay süreyle çalışmış olması gerektiği,

B- Müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısı görevlendirmelerinin sadece okul müdürünün teklifi üzerine yapılmasının doğru olmadığı, duyuru ve değerlendirme ölçütleri konularak yapılması gerektiği yönünde olmasına karşılık Milli Eğitim Bakanlığı bu Danıştay kararına uymamıştır. Bu karar gereğince 6 aydan eksik çalışan yetkililerin vermiş olduğu puanlar iptal edilerek diğer puanlar yüz üzerinde değerlendirilip geçer puanı alanların görevine devam etmesi geçer puanı almayanların ise görevine son verilmesi gerekmektedir. Ayrıca görevden alına tüm müdür yardımcıların göreve iade edilmesi gerekmektedir.

Bu karar üzerine görevden alınan okul müdürleri ve müdür yardımcıları görevlerine iade edilmeleri talebinde bulundular.

Müracaatta bulunan arkadaşlarımızın dilekçelerine verilen cevaplar, devletin ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın hangi anlayışla yönetildiğini bir kez daha ortaya çıkarmıştır.

Bu dilekçelere verilen cevapta "Danıştay kararı müdürlüğümüze ulaşmadığı için bir işlem yapılamamaktadır." denilmektedir. Bilinmelidir ki, Danıştay'ın muhatabı İl Milli Eğitim Müdürlüğü değil Milli Eğitim Bakanlığı olmalıdır. Ayrıca bu karar Danıştay tarafından Milli Eğitim Bakanlığı'na iletilmiştir.  İdari makamlar yargı kararını uygulamak zorundadırlar.

Yargı kararlarının davalı idareye tebliğ edildiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde uygulanma zorunluluğu vardır.

Şöyle ki; Anayasamızın 138'inci maddesinde; yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu Vurgulanmıştır; bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hüküm altına  Ayrıca 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28'inci maddesinde; Danıştay, bölge idare mahkemeleri idare ve vergi mahkemelerinin kararlarının yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu hükmüne yer verilmiştir.

Ancak; hukuka aykırılığı yargı kararlarıyla da sabit olan görevden alma işlemlerinin iptali ile mağdur edilen tüm eğitim kurumu müdürü, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcılarının haklarının iade edilerek göreve başlatılmaları ve yargı kararının ivedilikle uygulanması gerekirken Osmaniye İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Anayasa ve mevzuat hükümlerine aykırı hareket edilerek Osmaniye ilindeki okul müdürlerinin göreve iade edilmesi hususunda herhangi bir işlem yapılmamıştır. Okul müdürlerinin göreve başlatılmaması üzerine Türk Eğitim-Sen olarak ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz.

Amacımız ve mücadelemiz ülkemizde mahkeme kararlarının uygulanarak hukukun üstünlüğünün sağlanmasıdır. Hukukun hiçe sayıldığı bir ortamda sürekli bir kaos oluşacaktır. Biz adalet istiyoruz. Adaletin kararlarının Milli Eğitim Bakanlığı ve Osmaniye İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından uygulanarak mağduriyetlere son verilmesini istiyoruz.

Milli Eğitim Bakanlığı ve Osmaniye İl Milli Eğitim Müdürlüğü Mahkemelerin kararlarını uygulamayarak kendi çalışanının mağdur etmektedir. Bu durumda eğitimde başarıya nasıl ulaşılacak, nasıl kaliteli bir eğitime kavuşulacaktır. Eğitimciler mahkeme kararlarının uygulanmadığı bir kurumda öğrencilerinden nasıl hukuka güvenmelerini isteyeceklerdir?

Siyasi iradenin ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın hukuk tanımayan tavrı İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine sirayet etmiştir.

Unutulmamalıdır ki;

Hukuk dışı bir anlayışla devlet yönetilemez.

Hukuku kendi siyasi emelleri ve kadrolaşmaları uğruna dizayn edenler, artık hukukun kırıntılarına bile tahammül edemez hale gelmişlerdir.

Bugün burada Danıştay kararını uygulamayan Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunuyoruz.

Vicdanını ve ruhunu siyasi kadrolaşmanın emrine tahsis edenler bilmelidirler ki;

Bu hesap yarına kalsa da, kimsenin yanına kalmayacaktır.

Er ya da geç bu yapılanların hesabı bir şekilde sorulacaktır.

Ahmet Kandemir -Türkiye Kamu Sen Osmaniye ve Türk Eğitim Sen Osmaniye İl Başkanı

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri