23 Kasım 2017 Perşembe
Anasayfa > Yazarlar > Doç.Dr. Fedai Çavuş > Çare(siz) miyiz?
Doç.Dr. Fedai Çavuş

Çare(siz) miyiz?

07.02.2014 14:25:29 Okunma Sayısı : 1068 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Doç.Dr. Fedai Çavuş
Süleyman Demirel'in hafızalarımızda yer eden bir sözü var: Demokraside çareler tükenmez. Gerçekten herşeyin çaresi var mı? Varsa biz bazen neden kendimizi çaresiz hissediyoruz?
Çaresizlik elimizde olmadan gelişen birtakım olaylar karşısında çözüm üretememe, öylece kalakalma durumudur. Birçoğumuz bu tür zamanlar yaşamıştır. Çaresiz kaldığınız zamanlarda beyninizde binlerce fikir dolaşır ama hiçbir tanesi sizi bir sonuca ya da çözüme götürmez.
Çaresizlik insana fiziksel olmaktan ziyade psikolojik, ruhani bir acı verir. İnsan pekçok durumda kendisini çaresiz hisseder. Karşılıksız aşklar, cebinizde beş kuruş yokken kendilerine karşı sorumluluk duyduğunuz insanların olması, tedavisi imkansız olan hastalıklar, elbette ki ölüm insanların çaresizlik hissini yaşadıkları durumlara örnek verilebilir.
Çaresizlik öğrenilen bir olgu mudur? Çaresizliği öğrenirseniz bunun adına Öğrenilmiş Çaresizlikdiyoruz.
Öğrenilmiş çaresizlik denilen şey, insanın çaresiz kaldığı durumu kabullenmesidir. Bu durum karşısında eylemsiz kalması veya çözüm üretme girişiminden vazgeçmesidir. İnsanlar içinde bulundukları durumu değiştirmeye ilişkin inançlarını yitirip umutsuzluğa düşerek bir anlamda özgüvenlerini kaybederek durumu kabullenme yolunu tercih ederler.
Özgüven kaybı zamanla diğer insanlara olan inancın kaybolmasına, çevreye karşı duyarsızlaşmaya, umutsuzluk duygusuyla birlikte sosyal hayattan kopma, yabancılaşma ve nihayetinde depresyon gibi hastalıklara neden olan bir sürece sürükler insanı öğrenilmiş çaresizlik.
Öğrenilmiş çaresizlik çaresiz olmaktan daha tehlikeli bir durumdur. Çünkü çaresiz insan neden çaresiz olduğunun bilincindedir. Fakat çaresizliği öğrendiğinizde yaşayan bir ölü haline gelirsiniz.Bu duruma geldiğinizde ancak zavallı halinize acıyıp herşeye son vermek hissine kapılırsınız.
Bizim elimizde olmayan olayları değiştirme imkânımız olmayabilir, fakat duygularımız ve davranışlarımızı kontrol etmek bizim elimizde. Ne yaparsam olmuyor düşüncesinden kurtularak kendimizden başlayarak etrafımızı değiştirebileceğimize inanarak yaşamalıyız.
Biliyoruz ki kendimizi değiştirebilir, daha fazla sorumluluk alabiliriz. Bunu yapmaya başladığımız anda başkalarını daha az suçlayacak, daha az sinirlenecek, enerjimizi daha iyi şeyler için harcayabileceğiz. Beğenmeyip şikayet ettiğimiz şeyleri değiştirmek için çaresiz olmadığımızı anladığımızda dünyayı değiştirecek gücü kendimizde bulacağız.
Başarmak istiyorsak ilk adımı atmaktan korkmayacağız. Korkularımızla değil, ÜLKÜlerimizle yaşadığımızda çarenin BİZ olduğunu anlayacağız.
KARTAL YAVRUSUNUN HİKÂYESİ
Kartal yavrusu, bir vesileyle civcivlerin arasına düşmüş. Civciv olduğunu zannederek civcivler gibi yürürmüş. Civcivler gibi yeri gagalayıp yiyecek arıyormuş. Bir gün havada bir kartal görmüş.

--Muhteşem bir kuş bu ya. Ne kadar yükseklerden uçuyor. Keşke bende onun gibi olabilsem. Onun gibi yükseklerden süzülerek uçabilsem. Diye söylenirken. Yanındaki civcivler demiş ki:

--Bak biz civciviz, o ise kartal. Boşuna hayallere kapılma. Onun gibi yükseklerden uçamazsın.
 
Kartal yavrusu çok üzülmüş. Çünkü kendisinin de bir kartal olduğunu bilmiyormuş. Birilerinin ona kartal olduğunu söylemesi ve onu buna inandırması gerekiyormuş. Ama söyleyen olmayınca hayatının sonuna kadar tavuk gibi yaşamış ve bir tavuk gibi ölmüş.
 
Olumsuz düşünen insanları duymayın... Olumsuz düşünen insanlar olmayın. Yapabileceğinize inandığınız şeyleri yapmaktan vazgeçmeyin. İnsanları yapabilecek şeyleri yapmaktan vazgeçirmeyin. Olumsuz çevre şartlarını olsa da yapabileceklerinizi yapmaya devam edin. Neticede başarıya ulaşacaksınız.
Etiketler : Çare(siz) miyiz?
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.