10 Aralık 2018 Pazartesi
Anasayfa > HABERLER > AYM'de Açılan Davanın Ayrıntıları

AYM'de Açılan Davanın Ayrıntıları

19.04.2014 18:43 12 14 16 18 yazdır
CHP; Millî Eğitim Temel Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun birçok maddesinin yürürlüğünün durdurulmasını ve iptali için 18.04.2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine başvuru yapmıştır.
AYM'de  Açılan Davanın Ayrıntıları
Millî Eğitim Temel Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 14 Mart 2014 tarih ve 28941 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Türk Eğitim Sen olarak, Özellikle 22. maddesi ve 25. Maddesi delaleti ile 652 sayılı KHK ya eklenen Geçici 10. Maddesi hukuk ve hakkaniyet anlayışı ile bağdaşmayan ve Milli Eğitim Bakanlığında adete bir kıyım yaşanmasına neden olan söz konusu Kanunun sıkıntılı maddelerini her platformda gündeme getirerek gerekli adımları atmaktadır.

Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanununun 35. Maddesi  gereğince Kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin Anayasaya aykırılığı iddiasıyla doğrudan doğruya iptal davası açmaya yetkili olanlar Cumhurbaşkanı, İktidar ve anamuhalefet partisi Meclis grupları ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az beşte biri oranındaki üyeleridir.

Bu düzenlemeye de dayanarak Cumhuriyet Halk Partisi, pek çok bakımdan hukuk ve hakkaniyete aykırı olan Millî Eğitim Temel Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun birçok maddesinin yürürlüğünün durdurulmasını ve iptali için 18.04.2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine başvuru yapmıştır.

Not: Dava dilekçesi sadeleştirilerek sadece yöneticiler ile ilgili bölümler yayınlanmıştır.
Dilekçenin orjinalini (101 sahife) bilgisayarınıza indirmek için tıklayınız.

6528 Sayılı MEB Kanunu, 14 Mart 2014 tarihli ve 28941 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştı. Tıklayınız.



ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

(Yürürlüğü Durdurma İstemlidir)



DAVACI (İptal İsteminde Bulunan) ....

:

1.    M. Akif HAMZAÇEBİ                    İstanbul

2.    Engin ALTAY                                Sinop

3.    Muharrem İNCE                           Yalova

ile 118 milletvekili. 

 

İPTALİ İSTENEN KANUN ....................

 

:


14.03.2014 tarihli ve 28941 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 01.03.2014 tarihli ve 6528 sayılı "Mili Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun".

 

DAVA KONUSU ...................................

 

:

 

14.03.2014 tarihli ve 28941 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 01.03.2014 tarihli ve 6528 sayılı "Mili Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un;

6-a) 25. maddesi ile 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 10. maddesinin (3) ve (8) numaralı fıkralarının,

   b) 22. maddesiyle değiştirilen 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesinin (8) numaralı fıkrasının,

iptallerine ve iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesi istemi.

I. OLAY

01.03.2014 tarihli ve 6528 sayılı Mili Eğitim Temel Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun getirdiği düzenlemeler ile Anayasa'ya aykırılıklar içermektedir.

Anayasa'ya aykırı olan bu hükümlerin uygulanmaları durumunda giderilmesi olanaksız hukukî durum ve zararlar ortaya çıkacağı için, dava sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulması istemi ile Anayasa Mahkemesi'ne iptal davası açılmıştır.

Aşağıda önce, 01.03.2014 tarihli ve 6528 sayılı kanunun iptali istenen hükümlerine yer verildikten sonra, "iptal" istemine konu olan hükümlerle ilgili olarak Anayasa'ya aykırılık gerekçeleri ve "yürürlüğün durdurulması" sebepleri açıklanmıştır.

II. İPTALİ İSTENEN HÜKÜMLER

(İptali istenen hüküm, ibare, fıkra ve tümceler koyu ve italik gösterilmiştir).

6) 6528 Sayılı Kanunun 25. Maddesi ile 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye Eklenen Geçici 10. Maddesinin (3) ve (8) Numaralı Fıkraları ile 22. Maddesiyle Değiştirilen 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. Maddesinin (8) Numaralı Fıkrası

6528 sayılı Kanunun 25. maddesi ile 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 10. Maddesinin (3) ve (8) numaralı fıkraları ile 22. maddesiyle değiştirilen 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:

(3) Millî Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatında Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür, İnşaat ve Emlak Grup Başkanı ve Grup Başkanı kadrolarında bulunanlar ile Bakanlık taşra teşkilatında İl Müdürü, İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı ve İlçe Millî Eğitim Müdürü kadrolarında bulunanların görevleri bu maddenin yayımı tarihinde hiçbir işleme gerek kalmaksızın sona erer. Bunlardan Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı ve Genel Müdür kadrolarında bulunanlar ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Bakanlık Müşaviri kadrolarına, Grup Başkanı ve İl Müdürü kadrolarında bulunanlar ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Grup Başkanı ve İl Müdürü kadrolarına, diğerleri ile geçici 3 üncü maddeye istinaden şahsa bağlı Şube Müdürü kadrolarında bulunanlar ise ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Eğitim Uzmanı kadrolarına, hâlen bulundukları kadro dereceleriyle hiçbir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılır. Ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen kadroların herhangi bir sebeple boşalması hâlinde bu kadrolar hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır."

"(8) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla halen Okul ve Kurum Müdürü, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcısı olarak görev yapanlardan görev süresi dört yıl ve daha fazla olanların görevi, 2013-2014 ders yılının bitimi itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona erer. Görev süreleri dört yıldan daha az olanların görevi ise bu sürenin tamamlanmasını takip eden ilk ders yılının bitimi itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona erer."

"(8) Okul ve Kurum Müdürleri, İl Millî Eğitim Müdürünün teklifi üzerine, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcıları ise Okul veya Kurum Müdürünün inhası ve İl Millî Eğitim Müdürünün teklifi üzerine Vali tarafından dört yıllığına görevlendirilir. Bu görevlendirmelerin süre tamamlanmadan sonlandırılması, süresi dolanların yeniden görevlendirilmesi ile bu fıkranın uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir. Bu fıkra kapsamındaki görevlendirmeler özlük hakları, atama ve terfi yönünden kazanılmış hak doğurmaz."

III. ANAYASAYA ESAS BAKIMINDAN AYKIRILIK İDDİALARININ GEREKÇELERİ

6) 6528 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un;

a) 25. Maddesi İle 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye Eklenen Geçici 10. Maddesinin (3) ve (8) Numaralı Fıkralarının Anayasaya Aykırılığı

25.8.2011 tarihli ve 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 3. maddesiyle, KHK'nin yürürlüğe girdiği tarihte Bakanlık merkez teşkilatında görev yapan Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı ve Üyesi, Genel Müdür, Teftiş Kurulu Başkanı, Strateji Geliştirme Başkanı, I. Hukuk Müşaviri, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı (anahizmet ve yardımcı hizmet birimi), Daire Başkanı, Bakanlık Müşaviri, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri, Özel Kalem Müdürü, Şube Müdürü kadrolarında bulunanlar ile Bakanlık taşra teşkilatında İl Müdürü kadrolarında bulunanların görevlerinin hiçbir işleme gerek kalmaksızın sona ereceği; bunlardan Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı (anahizmet ve yardımcı hizmet birimi), Daire Başkanı, Şube Müdürü ve İl Müdürü kadrosunda bulunanların ilgisine göre ekli (3) sayılı listede şahıslarına bağlı olarak ihdas edilen Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı, Şube Müdürü ve İl Müdürü kadrolarına, diğerlerinin ise aynı listede ihdas edilen Bakanlık Müşaviri kadrolarına hâlen bulundukları kadro dereceleriyle hiçbir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılacakları; şahıslarına bağlı olarak ihdas edilen kadrolar ile bakanlık müşaviri kadrolarına atanmış sayılanların, Bakan tarafından belirlenen birimlerde, Bakan tarafından belirlenen görevleri yürütecekleri belirtilmiş ve böylece söz konusu kadrolarda görev yapan toplam 664 Bakanlık çalışanı KHK ile görevlerinden alınmışlardı.

Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekillerinin açtığı iptal davası sonucunda Anayasa Mahkemesi, 6.2.2013 günlü, E. 2011/123, K.2013/26 sayılı kararında, "Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinin temel gereklerinden birisi kazanılmış haklara saygı gösterilmesidir. Kazanılmış haklara saygı, hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucudur. Kazanılmış hak, kişinin bulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haktır. Dava konusu kuralda kişilerin bulunduğu statülerden doğan, tahakkuk etmiş ve kendileri yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haklara yönelik bir düzenleme öngörülmediğinden kazanılmış hakları ihlal eden bir müdahale söz konusu değildir. Bu kişilerin yeni atandıkları kadrodaki mali haklarının (ücret ve özel hizmet tazminatı toplamının), mevcut kadrolarındakine göre daha düşük olması halinde yeni kadrolarındaki gelirlerine eşitleninceye kadar aradaki farkın ödenmesi öngörülmektedir. Bu nedenle maddede sayılan görevlerde bulunanların görevlerine son verilerek aynı dereceli bakanlık müşaviri kadrolarına atanmalarını öngören kuralın kazanılmış hakları ihlal ettiği söylenemez." gerekçeleriyle iptal isteminin reddine karar vermişti.

Aradan daha ikibuçuk yıl geçmeden, bu defa 6528 sayılı Kanunun 25. maddesiyle 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 10. maddenin (3) numaralı fıkrasıyla, Bakanlık merkez teşkilatında, Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür, İnşaat ve Emlak Grup Başkanı ve Grup Başkanı kadrolarında bulunanlar ile Bakanlık taşra teşkilatında İl Müdürü, İl Millî Eğitim Müdür Yardımcısı ve İlçe Millî Eğitim Müdürü kadrolarında bulunanların görevlerinin bu maddenin yayımı tarihinde hiçbir işleme gerek kalmaksızın sona ereceği; bunlardan Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi, Müsteşar Yardımcısı ve Genel Müdür kadrolarında bulunanların ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Bakanlık Müşaviri kadrolarına, Grup Başkanı ve İl Müdürü kadrolarında bulunanların ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Grup Başkanı ve İl Müdürü kadrolarına, diğerleri ile geçici 3 üncü maddeye istinaden şahsa bağlı Şube Müdürü kadrolarında bulunanların ise ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Eğitim Uzmanı kadrolarına, hâlen bulundukları kadro dereceleriyle hiçbir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılacakları; (8) numaralı fıkrasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla halen Okul ve Kurum Müdürü, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcısı olarak görev yapanlardan görev süresi dört yıl ve daha fazla olanların görevinin, 2013-2014 ders yılının bitimi itibarıyla, görev süreleri dört yıldan daha az olanların görevinin ise bu sürenin tamamlanmasını takip eden ilk ders yılının bitimi itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona ereceği belirtilirken; 22. maddesiyle değiştirilen 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesinin (8) numaralı fıkrasında ise, Okul ve Kurum Müdürlerinin, İl Millî Eğitim Müdürünün teklifi üzerine, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcılarının ise Okul veya Kurum Müdürünün inhası ve İl Millî Eğitim Müdürünün teklifi üzerine Vali tarafından dört yıllığına görevlendirileceği; bu görevlendirmelerin süre tamamlanmadan sonlandırılması, süresi dolanların yeniden görevlendirilmesi ile bu fıkranın uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği; bu fıkra kapsamındaki görevlendirmelerin özlük hakları, atama ve terfi yönünden kazanılmış hak doğurmayacağı kurala bağlanmaktadır.

Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda yer verilen kararı ile birlikte 6223 sayılı Yetki Kanununa dayanılarak çıkarılan KHK'lerin iptali istemiyle açılan davalardaki kararları;

Statü hukukunda kazanılmış hakkın kamu görevlisinin bulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel hak niteliğine dönüşmüş (subjektif) hak olduğunu ortaya koymakla birlikte; nesnel ve düzenleyici kuralların egemen olduğu statü hukukunda genel durumun kişisel duruma dönüşüp şahsileşmesinden sonra kazanılmış hakların ortaya çıkabileceği; kural işlemlerin (objektif ve genel hukuksal durumun), şart işlemle özel hukuksal duruma dönüşmesinin kazanılmış hak sayılamayacağı; çünkü, kural işlemlerin yasakoyucu tarafından her zaman değiştirilebileceği veya yargı organları tarafından iptal edilebileceği; kural işlemin değişmesi ya da ortadan kaldırılmasıyla ona bağlı kişi ile ilgili şart işlemin de bundan etkileneceği ve dolayısıyla statü hukukunda ileriye yönelik kazanılmış hak olamayacağını belirtmektedir.

6495 sayılı Kanunun 59 ncu maddesiyle 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 43 ncü maddesine eklenen fıkranın Anayasaya aykırılığına ilişkin iptal dava dilekçesinin gerekçelerinde, gerçekleşme ihtimali olmayan ekstrem bir örneğe yer verilerek şöyle denilmişti:

"Dört yıllık fakülte mezunu iki memurdan biri yürürlükteki mevzuata göre önce "şef"lik sınavını kazanarak şef kadrosuna atanmış; bu görevde belli bir süre görev yaptıktan sonra "müdür yardımcısı" sınavını kazanarak müdür yardımcısı kadrosuna atanmış; bu görevde de belli bir süre görev yaptıktan sonra "müdür"lük sınavını kazanarak müdürlük kadrosuna atanmış ve yirmi dört yılın sonunda kazanılmış hak aylığı ile kadro görev aylığı birinci dereceye yükselirken; diğer memurumuz ise görevde yükselme sınavlarına girmeyerek ya da girmekle birlikte kazanamayarak memur kadrosunda görev yapmaya devam etmiş ve yirmidört yılın sonunda kadro görev aylığı (birinci dereceli memur kadrosu bulunmadığından) ikinci derecede ve kazanılmış hak aylığı ise ikinci derecenin altıncı kademesine gelmiş olsun.

Durum böyle iken yasa koyucu,

"Kurumların müdür kadrosunda görev yapanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte hiçbir işleme gerek kalmaksızın çalışmakta oldukları kurumların memur kadrolarına atanmış sayılır.

Kurumların müdürlük kadrolarına memurlar arasından atama yapılabilir." şeklinde bir yasal düzenleme yapmış olsun.

Anayasa Mahkemesinin yukarıdaki kararı ile 6223 sayılı Yetki Kanununa dayanılarak çıkarılan KHK'lerin iptali istemiyle açılan davalarda verdiği kararların açılımına göre, kural işlemlerin (objektif ve genel hukuksal durumun), şart işlemle özel hukuksal duruma dönüşmesi kazanılmış hak sayılmayacağı için, yürürlükteki mevzuata (kural işlemlere) göre şef, müdür yardımcısı ve müdürlük sınavına (şart işlem) girip nihayetinde müdürlük kadrosuna atanarak müdür kadro unvanının alınması (özel hukuksal durum) ileriye yönelik kazanılmış hak sayılmamaktadır. Çünkü, yasakoyucu kural işlemleri değiştirme yetkisine sahiptir ve nitekim de yukarıdaki gibi değiştirmiştir. Buna karşın, yine Anayasa Mahkemesi kararlarının açılımına göre, nesnel ve düzenleyici kuralların egemen olduğu statü hukukunda genel durumun kişisel duruma dönüşüp kişiselleşmesinden sonra kazanılmış hak ortaya çıkacağından, memur iken yeni yasaya göre müdür kadrosuna atanan memurumuz için müdür unvanı ?Anayasa Mahkemesi yeni yasayı iptal etmediği sürece, ki yukarıdaki gerekçelerle iptal etmemektedir- kazanılmış hak sayılacaktır."

Bu Kanun ile söz konusu ekstrem örnek gerçekleşmiştir.

Şöyle ki;

23.9.1998 tarih ve 23472 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmelik ile her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarının müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısı görevlerine atanmak, anılan Yönetmeliğin 8, 9 ve 10. maddelerinde seçme ve değerlendirme sınavlarına tabi tutulmuş; sınavda başarılı olanların bu görevlere atanmaları öngörülmüştür.

Anılan Yönetmeliği yürürlükten kaldıran 11.1.2004 tarihli ve 25343 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 12. maddesinde ve 12. maddesinde değişiklik öngören 4.3.2006 tarihli ve 26098 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikte anılan görevlere atanmak için seçme sınavı yapılması belirtilmiştir.

Yukarıdaki Yönetmeliği yürürlükten kaldıran 24.4.2008 tarihli ve 26856 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticileri Yönetmeliğinde anılan görevlere atanmak için sınav şartı öngörülmüş; 5. Maddesinde atamalarda puan üstünlüğünün dikkate alınacağı belirtilmiş; 17. Maddesinde puanların eşit olması halinde öncelik sırasındaki kriterler düzenlenmiştir.

Yukarıdaki Yönetmeliği yürürlükten kaldıran 13.8.2009 tarihli ve 27318 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Atama ve Yer Değiştirmelerine İlişkin Yönetmelik'in11. Maddesinde eğitim kurumları müdür ve müdür yardımcılıklarına atanacakların belirlenmesi için yapılacak seçme sınavının esas ve usulleri belirlenmiştir.

Yukarıdaki Yönetmeliği yürürlükten kaldıran 28.2.2013 tarihli ve 28573 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Yöneticileri Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin 8. Maddesinde, eğitim kurumu yöneticiliğinin yazılı ve sözlü sınavdan oluşacağı belirtilmiştir.

Bu bağlamda, 23.9.1998 tarihinden bu yana yaklaşık 16 yıldır Milli Eğitim Bakanlığının her derecedeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarının müdür ve müdür yardımcısı görevleri için merkezi sınavlar açılmış ve sınavı kazananlar söz konusu görevlere atanmışlardır.

Öte yandan, 30.4.1999 tarihli ve 23681 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici Atama, Değerlendirme, Görevde Yükselme ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin "Yönetim Kademeleri" başlıklı 6. maddesi;

"Yönetim kademeleri, Bakanlık merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatı bakımından üç bölümde düzenlenmiştir.

a)  Merkez Teşkilatı;

1) Birinci Kademe: Şef

2) İkinci kademe: Şube Müdürü

3) Üçüncü kademe: Daire Başkanı (Bağımlı)

4) Dördüncü kademe: Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı (Bağımsız)

5) Beşinci kademe: Müsteşar, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı, Teftiş Kurulu Başkanı, Müsteşar Yardımcısı, Araştırma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanı, Genel Müdür, 1. Hukuk Müşaviri

b) Taşra Teşkilatı;

1) Birinci Kademe: Şef

2) İkinci kademe: İl ve İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü

3) Üçüncü kademe: İlçe Milli Eğitim Müdürü, Milli Eğitim Müdür Yardımcısı

4) Dördüncü kademe: İl Milli Eğitim Müdürü

c) Yurt Dışı Teşkilatı;

1) Birinci Kademe: Eğitim Ataşe Yardımcısı

2) İkinci kademe: Eğitim Ataşesi

3) Üçüncü kademe: Eğitim Müşaviri"

Şeklinde düzenlenirken; "Atanacaklarda Aranacak Koşullar" başlıklı 10. Maddesi;

"Madde 10- Yönetim görevlerine atanacaklarda aşağıdaki koşullar aranır:

a) ?

b) Özel koşullar (Yönetim kademelerine giriş ve bu kademelerde yükselmelerde):

1) Şeflik ile merkez ve taşra teşkilatı birinci kademe yöneticiliğinden ikinci kademe yöneticiliğine atanabilmek için seçme ve değerlendirme sınavlarını kazanmak,

2) Merkez teşkilatı ikinci kademe ile taşra teşkilatı ikinci ve üçüncü kademe yöneticiliklerine atanabilmek için Bakanlıkça düzenlenen bilgisayar eğitimi kurslarında başarılı olmak,

3) Beş ve daha aşağı derecelerdeki şeflik görevine atanacaklar için ön lisans mezunlarının en az beş, lisans mezunlarının en az üç yıl; dört ve daha yukarı derecelerdeki şeflik görevine atanacaklar için ise; dereceler itibariyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 68 inci maddesinin (B) bendinde belirtilen sürelerde hizmeti bulunmak ve bunun en az son üç yılını Bakanlık merkez veya taşra teşkilatında geçirmiş olmak,

4) Merkez teşkilatı üçüncü kademe ve taşra teşkilatı dördüncü kademe yöneticiliklerine atanabilmek için KPDS'de en az (D), merkez teşkilatı dördüncü kademe yöneticiliklerine atanabilmek için ise KPDS'de en az (C) düzeyinde belge sahibi olmak,

5) Şeflik görevine atanacaklar için son üç yıllık sicil notu ortalaması iyi dereceden aşağı olmamak,

6) Yöneticilik görevine birinci kademe yöneticiliğinden girme durumunda olmayanlar bakımından girebilecekleri yönetim görevi için gerekli hizmet içi eğitim sonunda yapılacak değerlendirme sınavından en az 70 puan almış olmak ve değerlendirme sonucu başarılı bulunmak,

7) Yönetim görevinde geçecek en az hizmet süresi sonunda yapılacak değerlendirmede en az "başarılı" bulunmak, merkez ve taşra teşkilatı görevlerine atanacaklar için göreve layık olduğu; yurt dışı yönetim görevlerine atanacaklar için ise bu görevlere uygun bulunduğu yolunda Değerlendirme Raporu I (EK-3)'de ya da sicil raporunda en az iki olumlu görüş bildirilmiş olmak,

?" şeklinde düzenlenmiştir.

Bu bağlamda, 30.4.1999 tarihinden bu yana yaklaşık 15 yıldır Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında şube müdürlüğü kadrolarına atanmak sınava tabi tutulurken; daha üst görevlere atama için ise nesnel kriterler öngörülmüştür.

6528 sayılı Kanunun 25. maddesiyle 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 10. maddenin (3) ve (8) nolu fıkralarıyla ise kariyer ve liyakat ilkelerine göre atanılan kadro ve görevlerden, bu defa hukuken ve fiilen geçerli olabilecek hiçbir durum da söz konusu değilken ikinci defa yasayla yine görevlerinden alınmaktadırlar.

Ekstrem örnek gerçekleşmiş; açılan sınavları kazanarak şube müdürü, okul ve kurum müdürü, müdür başyardımcısı, müdür yardımcısı kadro ve görevlerine atananların görevlerinden alınmaları öngörülürken, bunlardan boşaltılan kadro ve görevlere sınavlara girmeyenlerin ya da girip de kazanamayanların il milli eğitim müdürünün teklifi üzerine vali tarafından okul ve kurum müdürlüklerine; okul ve kurum müdürlerinin inhası, il milli eğitim müdürünün teklifi ve valinin onayıyla müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısı görevlerine atanmalarının yolu açılmıştır.

Nesnel kriterlere göre Milli Eğitim Bakanlığı'nın merkez ve taşra teşkilatında üst yönetici görevlerine atananların görevlerinden alınması öngörülürken ise, bunlardan boşalan görevlere atamada var olan nesnel kuralların tamamı ortadan kaldırılmıştır.

Kamu görevlilerinin atanmalarındaki usule göre görevden alınmaları, idare hukukunun temel ilkelerinden biridir.

Anayasa Mahkemesinin kamu görevlilerinin hukuk güvenliğinin sağlanması bağlamında geliştirdiği istikrar kazanmış içtihadına göre;

(i)     Bir statüye atanmış olan kamu görevlilerinin atandıkları hukuki statüde değişiklik olmadığı sürece görev güvencelerinin sağlanması(Bkz. Anayasa Mahkemesinin 6.4.2006 tarihli ve E. 2003/112, K. 2006/49 sayılı kararı),

(ii)    Hukuki statüde değişiklik olduğu takdirde, kariyer ve liyakat ilkeleri ile kadro dereceleri gözetilerek atanmalarına olanak verecek şekilde yasal düzenleme yapılması(Bkz. Anayasa Mahkemesinin 4.2.2010 tarihli ve E. 2007/97, K. 2010/32 sayılı kararı),

(iii)   Kamu görevlilerinin meşru beklentilerinin hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesi gereğince korunması(Bkz. Anayasa Mahkemesinin 17.1.2013 tarihli ve E. 2011/143, K. 2013/18 sayılı kararı),

Gerekmektedir.

Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesinin 06.04.2011 tarihli ve 6223 sayılı Yetki Kanununa dayanılarak çıkarılan KHK'lere ilişkin verdiği kararlarda yukarıda örneklenen yerleşmiş içtihadından, vazgeçtiği gözlenmektedir.

Anayasa Mahkemesinin yukarıda yer verilen kararı ile birlikte 6223 sayılı Yetki Kanununa dayanılarak çıkarılan KHK'lerin iptali istemiyle açılan davalardaki kararları;

Statü hukukunda kazanılmış hakkın kamu görevlisinin bulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel hak niteliğine dönüşmüş (subjektif) hak olduğunu ortaya koymakla birlikte; nesnel ve düzenleyici kuralların egemen olduğu statü hukukunda genel durumun kişisel duruma dönüşüp şahsileşmesinden sonra kazanılmış hakların ortaya çıkabileceği; kural işlemlerin (objektif ve genel hukuksal durumun), şart işlemle özel hukuksal duruma dönüşmesinin kazanılmış hak sayılamayacağı; çünkü, kural işlemlerin yasakoyucu tarafından her zaman değiştirilebileceği veya yargı organları tarafından iptal edilebileceği; kural işlemin değişmesi ya da ortadan kaldırılmasıyla ona bağlı kişi ile ilgili şart işlemin de bundan etkileneceği ve dolayısıyla statü hukukunda ileriye yönelik kazanılmış hak olamayacağını belirtmektedir.

Bu yorum, kamu görevlilerinin idare karşısında sübjektif haklarının olamayacağı ve yürürlükteki mevzuata göre edindikleri kadro/görev unvanlarına ilişkin haklarının, hukuk güvenliğinin bulunmadığı anlamına gelmektedir. Oysa, Anayasacılık hareketi, demokratik hukuk devleti ideali ve statü hukuku, güçlü yönetim karşısında, yönetilen güçsüzleri korumak fikrinden doğmuş ve bu yönde gelişerek ete kemiğe bürünmüştür.

Kaldı ki, bu yorumun nitelendirdiği personel sistemine, yönetim bilimi literatüründe, "spoil system" (yağma sistemi) denildiğini ve Kararın, uygulandığı Anglo-Sakson ülkelerinde dahi 130 yıl önce rafa kaldırılmış yağma sistemini, hukuk sistemi Kıta Avrupa'sına, personel rejimi ise statü hukukunun liyakat ilkesine dayanan Türkiye'de 21. Yüzyılda hukuksallık kazandırma sonucunu doğurduğunu belirtmek durumundayız.

Tarihte "yağma sistemi", Anglo-Sakson hukuk sistemine bağlı ülkelerde görülmüştür.

On dokuzuncu yüzyıla kadar İngiltere'de yüksek memuriyet kadroları aristokratların elinde bulunmaktaydı. Aristokrat sınıfı ise "çalışmak" demek olan memurluk yapmak yerine, elindeki memuriyet kadrolarını başkalarına kiralamakta ya da satmaktaydı.

Spoil system, en özgün ifadesini ABD Başkanı Andrew Jackson'ın, 1829'da söylediği "Ganimet, seçimden zaferle çıkanındır." sözünde bulmaktadır. Bu sistemde, iktidarın değişmesiyle, tüm kamu görevleri el değiştiriyor; devlet kadroları, seçimi kazanan siyasal parti/başkan için seçim zaferinin "ganimet"i olarak değerlendirildiğinden, devlet kadrolarının seçimi kazanan siyasal partinin siyasal destekçileri ile doldurulması demokratik bir hak olarak görülüyordu.

Memuriyet kadrolarının liyakat yerine, siyasal partilere yakınlık, yandaşlık ve sadakat kriterine bağlanmasına dayanan yağma sistemi, 1883'de yürürlüğe giren Pendleton Act'a kadar sürmüştür. Sınıflandırma ve liyakatin esas alındığı bu yasadan itibaren ABD'de giderek azalan yağma sistemi, yerini liyakate terk ederek günümüzde yüzde birler seviyesine düşmüştür.

Türkiye'de ise, personel rejimi olarak Kıta Avrupa'sı Hukuk Sisteminin başlangıçtan beri "liyakat ilkesi" üzerinde yükselen statü hukuku geçerlidir.

Anayasa'nın 70. maddesinde, "Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir. Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka bir ayrım gözetilemez." kuralına yer verilerek; kamu hizmetine girmede -ve bunun doğal bir uzantısı olan görev içinde yükselme ve görevin sona erdirilmesinde-, "eşitlik" ve "liyakat" ilkeleri, Anayasal dayanağa kavuşturularak personel sistemi temellendirilmiştir.

Nitekim, Anayasa Mahkemesi "görevin gerektirdiği nitelikler" ifadesini, 9.10.1979 günlü ve E. 1979/19, K. 1979/39 sayılı kararında; "Anayasa ödevle nitelik arasında sıkı bir ilişki bulunduğunu, bunun dışında hizmete alınmada hiçbir nedenin gözetilemeyeceğini, daha açık bir anlatımla ayrımın yalnızca ödev nitelik ilişkisi yönünden yapılması gerektirdiğini buyurmaktadır. O halde ödevle, onun gerektirdiği niteliği birbirinden ayrı düşünmeye olanak yoktur. Buna göre, o nitelikler görevlilerde bulunmadıkça o ödev yerine getirilemeyecek ya da ödev iyi biçimde yerine getirilmemiş olacak demektir." şeklinde yorumlayarak, "görevin gerektirdiği nitelikler"den "liyakat" ilkesinin anlaşılması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur.

Kamu personeline ilişkin temel düzenleme olan ve dolayısıyla bu konudaki düzenlemelerin yorumunda referans alınması gereken 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 3 üncü maddesinde ise, Anayasanın 70 inci maddesinden hareketle, Kanunun temel ilkeleri, "sınıflandırma", "kariyer", "liyakat" olarak ortaya konulmuş; liyakat-yeterlilik, "Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakat sistemine dayandırmak ve bu sistemin eşit imkanlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmaktır." şeklinde tanımlanmış; 59 uncu maddesinin ikinci fıkrasında ise, istisnai memuriyet kadrolarına atanan memurların atandıkları kadroların, emeklilik aylığının hesabında ve diğer memurluklara naklen atamada kazanılmış hak sayılmayacağı kurallaştırılmıştır. Memurların atandıkları kadrolar, 657 sayılı Kanunun sınıflandırma, kariyer ve liyakat ilkelerinin istisnasını oluşturan istisnai memuriyete atamada, istisnai memuriyete atananlar açısından kazanılmış hak sayılmıyorsa, 657 sayılı Kanunun temel ilkelerine dayalı olağan atamalarda ise atananlar açısından ileriye yönelik kazanılmış hak sayılıyor demektir.

Dolayısıyla, kamu personeline ilişkin düzenlemelerin Anayasal yorumunda, her bir olay, statü hukukunun ve bunun kodifiye edilmiş hali olan 657 sayılı Kanunun temelinin liyakat ilkesi olduğu gözetilerek sistem bütünlüğü içinde analiz edilmek durumundadır.

Bununla birlikte, Anayasal yorumda kamu personelinin kazanılmış hakları, hukuki-teknik bağlamında nasıl tanımlanırsa tanımlansın, Kıta Avrupa'sı Hukuk Sisteminde statü hukukunun temel özelliği, kamu görevlerine girme, sınıflar içinde yükselme ve görevin sona erdirilmesinde temel ölçünün liyakat ilkesine dayandırılmasıdır. Liyakat ilkesi ise, bu sistemin eşit imkanlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmayı gerektirir. Çünkü, yasamanın genelliği ilkesi uyarınca geleceğe yönelik olarak statü hukukunda değişiklik yapılabilmesine engel bulunmamakla birlikte, bu yönde yapılacak yasal düzenlemelerde, daha önce tesis edilmiş bulunan ve kişilerin lehine hukuki sonuçlar doğuran hukuksal işlemlerin gözetilmesi, liyakat ilkesi ile ve hukuk devleti ilkesinin gerektirdiği mutlak bir zorunluluktur. Bu işlemlerin doğurduğu hukuki sonuçları ortadan kaldıracak şekilde yasama tasarrufunda bulunulması, hukuk güvenliği ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. Statü hukukunun dayandığı liyakat ilkesi kamu görevlileri açısından, hukuk güvenliği ile adaletin sağlanmasına, yönetim açısından ise kamu hizmetlerinin sunumunda istikrara hizmet etmektedir. Hukuk devleti ilkesi ise, yasaların kamu yararına dayanması ile adaletin ve hukuk güvenliğinin sağlanmasına ilişkin gün ışığında yönetim özleminden doğmuştur.

Bu bağlamda, statü hukukuna dayanan ve liyakat ilkesini temel alan personel sisteminde, kamu görevlilerine ilişkin düzenlemelerde ve bu düzenlemelerin yorumunda, kamu görevlilerinin bir üst göreve getirilmeseler de en azından bulundukları kadrolarda görev güvencelerinin sağlanmasına yönelik meşru beklentilerine dayalı hukuk güvenliklerinin sağlanması, hukuk devleti ilkesinin zorunlu bir sonucudur. Yasama yetkisinin genelliği ilkesi, hiçbir şekilde statü hukukunun liyakat ilkesine dayandığı gerçeğinin ve değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek hukuk devleti ilkesinin önüne geçemez; geçmesine müsaade edilemez. Aksi, seçilmişlerin despotizmidir.

Şube müdürü, okul ve kurum müdürü, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısı görevlerine atananlar yasa ve yönetmeliklerin olanak sağladığı siyasal iktidarlara yakınlık, yandaşlık vb. soyut kriterlere göre değil, yasa ve yönetmeliklerin öngördüğü sınavlara girip, sınavları kazanıp liyakatlerini nesnel olarak ispat ederek söz konusu görevlere atanmışlardır. Üst yönetim görevlerine atananlar da yine yasa ve yönetmeliklerin öngördüğü nesnel kriterler bağlamında söz konusu kadrolara atanmışlardır. Bu bağlamda atandıkları görevler kendileri açısından kazanılmış hak statüsüne kavuşmuştur.

Hukuk Devleti ilkesi, hukuk güvenliğinin ve adaletin sağlanmasına yönelik hukuk anlayışını temsil etmekte ve yasaların yasakoyucunun keyfine göre değil, kamu yararı amacıyla çıkarılmasını zorunlu kılmaktadır. Statü hukukunda, hukuk güvenliği ve adalet kavramları ile istikrar arasında sıkı bir bağ bulunmakta; Statü hukukunun dayandığı liyakat ilkesi kamu görevlileri açısından, hukuk güvenliği ile adaletin sağlanmasına, yönetim açısından ise istikrara hizmet etmektedir. Kamu görevlileri açısından daha üst görevlere atanmak değilse de en azından bulundukları kadrolara ait görev güvencelerinin sağlanması hukuk güvenliklerine yönelik mutlak bir kazanılmış hak olmasına rağmen, kazanılmış hak olarak değerlendirilmese dahi, meşru beklentilerin karşılanması niteliğinde olduğundan; statü hukukuna ve kariyer ilkesine dayanan bir personel rejiminde, yasayla daha alt bir göreve atanarak statü kaybına uğratılmaları, hukuk güvenliklerinin ihlali sonucunu doğurduğundan, iptali istenen düzenleme, Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine; statü hukukunun temelindeki liyakat ilkesiyle bağdaşmadığından ise Anayasanın 70. maddesine aykırılık oluşturmaktadır.

Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, 6528 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 25. maddesi ile 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 10. maddesinin (3) ve (8) numaralı fıkraları, Anayasa'nın 2. 36. ve 70. maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekir.

b) 22. Maddesiyle Değiştirilen 652 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. Maddesinin (8) Numaralı Fıkrasının Anayasaya Aykırılığı

Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında da, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." denilmektedir.

Bu açıdan dava konusu Geçici 10. maddede sayılan Bakanlık merkez teşkilatında Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Daire Başkanı, Şube Müdürü, Talim ve Terbiye Kurulu Üyeleri; taşra teşkilatında ise İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürü, Milli Eğitim Müdür Yardımcısı ve Şube Müdürü ile halen Okul ve Kurum Müdürü, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcısı olarak görev yapanların görevlerine yasa ile son verilmesi, bu kişilerin yasama tasarrufuna karşı dava açma hakları bulunmadığından hak arama özgürlüklerini ortadan kaldırmak suretiyle yargı denetimini engellemektedir. Nitekim, Anayasa Mahkemesi de, 12.5.2001 tarihli, 4672 sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un Geçici 3.maddesinin aykırılığı iddiasıyla açılan iptal davası sonucunda benzer bir düzenlemeyi Anayasa'nın 2. ve 36.maddelerine aykırı bulmuş ve anılan Kanun'un Geçici 3.maddesini iptal etmiştir (Bkz. Anayasa Mahkemesi'nin 6.4.2006 gün ve E.2003/112, K.2006/49 sayılı Kararı.)

Öte yandan, yasa ve yönetmeliklerin öngördüğü sınavlara girip, sınavları kazanarak okul ve kurum müdürü, müdür başyardımcısı, müdür yardımcısı görevlerine atananlar, yasayla görevlerinden alınırken; bunların yerine ise 6528 sayılı Kanunun    22. maddesiyle değiştirilen 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesinin (8) numaralı fıkrasıyla, Okul ve Kurum Müdürlerinin, İl Millî Eğitim Müdürünün teklifi üzerine, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcılarının ise Okul veya Kurum Müdürünün inhası ve İl Millî Eğitim Müdürünün teklifi üzerine Vali tarafından dört yıllığına görevlendirileceği; bu görevlendirmelerin süre tamamlanmadan sonlandırılması, süresi dolanların yeniden görevlendirilmesi ile bu fıkranın uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği kuralları getirilmektedir.

Hukuk Devleti ilkesi, hukuk güvenliğinin ve adaletin sağlanmasına yönelik hukuk anlayışını yansıtmakta ve yasaların kamu yararı amacıyla çıkarılmasını zorunlu kılmaktadır.

Anayasa Mahkemesinin birçok kararında vurgulandığı üzere, hukuk devletinin vazgeçilmez öğeleri arasında yer alan yasaların kamu yararına dayanması ilkesiyle bütün kamusal girişimlerin temelinde bulunması doğal olan kamu yararı düşüncesinin yasalara egemen olması ve özellikle bir ülkenin geleceğinin biçimlendirilmesinde çok önemli işlevleri olan eğitim ve öğretimin düzenlenmesinde yasa koyucunun bu esası gözardı etmemesi ve yasalara bunu en iyi şekilde yansıtması zorunludur.

652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 37 nci maddesinin (8) numaralı fıkrasının birinci tümcesinde, 'yazılı ve' ibaresinden Sonra gelen ''/veya' ibaresinin Anayasaya aykırılığı iddiasına ilişkin olarak, Anayasa Mahkemesi 6.2.2013 günlü ve E. 2011/123, K. 2013/26 sayılı kararında, "Ayrıca, dava konusu düzenleme ile yargısal denetime engel herhangi bir kural öngörülmediği gibi, yargısal denetimden önce, atamaya ilişkin süreçte idarenin gözetmesi gereken belli standartlar da getirilmiştir. Düzenlemede, 'okul ve kurum müdürleri; yazılı ve/veya sözlü olarak yapılacak okul veya kurum müdürlüğü sınavında başarılı olmak kaydıyla, hizmet süreleri, performans ve yeterlikleri dikkate alınarak il millî eğitim müdürünün teklifi üzerine vali tarafından atanır.' denilerek yazılı ve/veya sözlü sınavda başarılı olunduktan sonra, 'hizmet süresi', 'performans' ve 'yeterlik' gibi kriterler dikkate alınarak atamanın il milli eğitim müdürünün teklifi üzerine vali tarafından yapılacağı kural altına alınmıştır." denilerek, atamanın hizmet süresi, performans ve yeterlik gibi kriterlere bağlanması iptal isteminin reddi gerekçeleri arasında sayılmıştır.

Oysa iptali istenen düzenlemede hiçbir nesnel kritere yer verilmeyerek söz konusu görevlere atama bütünüyle idarenin keyfine bırakılmaktadır.

Kamu yararına sonuç doğurmayacak, kamu hizmetinin nitelikleriyle bağdaşmayan, bütünüyle keyfi, adalet anlayışına aykırı ve makul olmayan böyle bir durumun, Anayasanın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesi ile bağdaştırılamayacağı açıktır. Çünkü bir hukuk devletinde tüm kamu işlemlerinin nihai amacı, kamu yararıdır. Bir hukuk devleti, adil ve makul olmak durumundadır. Kamu hizmetinin gerekleriyle bağdaşmayan, adil ve makul olmayan bir düzenlemenin, kamu yararına olduğu ve hukuk devleti ilkesi ile bağdaştığı söylenemeyeceğinden iptali istenen düzenleme Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır.

Anayasa'nın 7. Maddesinde, yasama yetkisinin Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğu ve bu yetkinin devredilemeyeceği kuralına yer verilirken; 123. maddesinde idarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğu ve kanunla düzenleneceği belirtilmiştir.

İdarenin kanuniliği ilkesi, düzenlenen konudan yalnız kavram, ad ve kurum olarak söz edilmesini değil, bunların yasa metninde kurallaştırılmasını gerektirir. Kurallaştırma ise, düzenlenen alanda temel ilkelerin konulmasını ve çerçevenin çizilmiş olmasını ifade eder. Ancak bu koşulla uzmanlık ve teknik konulara ilişkin ayrıntıların belirlenmesi yürütme organının takdirine bırakılabilir.

Ancak, iptali istenen düzenlemede, hiçbir ilke konulmadan ve çerçeve çizilmeden okul ve kurum müdürlüğüne yapılan görevlendirmede görevin süre dolmadan sonlandırılması, süresi dolanların yeniden görevlendirilmesi ile diğer hususların düzenlenmesi yetkisinin idareye bırakılması ve bu fıkra kapsamındaki görevlendirmelerin hiçbir hak ve sonuç doğurmayacak olması, Anayasa'nın 2., 7. ve 123. maddeleriyle bağdaşmamaktadır.

Yukarıda açıklandığı üzere, 6528 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 22. maddesiyle değiştirilen 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesinin (8) numaralı fıkrası, Anayasa'nın 2., 7. ve 123. maddelerine aykırı olduğundan iptali gerekir.

IV. YÜRÜRLÜĞÜ DURDURMA İSTEMİNİN GEREKÇELERİ

6528 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 25. maddesi ile 652 sayılı KHK'ye eklenen geçici 10. maddesi uyarınca Milli Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatında Talim ve Terbiye Kurulu üyesi, Müsteşar Yardımcısı, Genel Müdür, İnşaat ve Emlak Grup Başkanı ve Grup Başkanı kadrolarında bulunanlar ile Bakanlık taşra teşkilatında İl Müdürü, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı ve İlçe Milli Eğitim Müdürü kadrolarında bulunanların görevleri, düzenlemenin yayımı tarihinden itibaren hiçbir işleme gerek kalmaksızın sona erecektir. Talim ve Terbiye Kurulu üyesi, Müsteşar Yardımcısı ve Genel Müdür kadrolarında bulunanlar Bakanlık Müşaviri kadrolarına atanacak, Grup Başkanı ve il müdürü kadrolarında bulunanlar grup başkanı ve il müdürü kadrolarına; diğerleri ile şahsa bağlı şube müdürü kadrolarında bulunanlar ise eğitim uzmanı kadrolarına getirilebilecektir. Ayrıca halen Okul ve Kurum Müdürü, Müdür Başyardımcısı ve Yardımcısı olarak görev yapanlardan görev süresi dört yıl ve daha fazla olanların görevi, 2013-2014 ders yılının bitimi itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona erdirilmesi; Görev süreleri dört yıldan daha az olanların görevinin ise bu sürenin tamamlanmasını takip eden ilk ders yılının bitimi itibarıyla başka bir işleme gerek kalmaksızın sona erdirilebilecektir.

Böylece 6528 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 25. maddesi ile 652 sayılı KHK'ye eklenen geçici 10. maddesindeki düzenlemelerle, il seviyesinde eğitimden sorumlu en üst yönetici dahi bir anda hiyerarşik yapı alt üst edilerek amiri olduğu, ödül ve disiplin işlemlerinde yetkisini ve statüsünü kullandığı okul kurum yöneticilerinin emri altına verilecektir. Getirilen düzenlemenin iptal edilinceye kadar uygulanması durumunda; Cumhuriyet tarihinde ilk kez Milli Eğitim bürokrasinin tamamı yasayla tasfiye edilecek ve Milli Eğitime bağlı olarak çalışan bütün idari kadronun görevleri düşecektir. Böyle bir uygulamaya darbe gibi olağanüstü dönemlerde bile rastlanmamışken, yasanın uygulanması durumunda bir çok eğitimci, bürokrat mağdur edilerek telafisi güç ve imkansız zararların ortaya çıkmasının önüne geçilemeyecektir.

Bütün bu zarar ve durumların doğmasını önlemek amacıyla, Anayasaya açıkça aykırı olan ve iptali istenen hükümlerin iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin de durdurulması istenerek Anayasa Mahkemesine dava açılmıştır.

V. SONUÇ VE İSTEM

14.03.2014 tarihli ve 28941 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 01.03.2014 tarihli ve 6528 sayılı "Mili Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un;

6-a) 25. maddesi ile 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 10. maddesinin (3) ve (8) numaralı fıkraları, Anayasa'nın 2. 36. ve 70. maddelerine,

b) 22. maddesiyle değiştirilen 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesinin (8) numaralı fıkrası, Anayasa'nın 2., 7. ve 123. maddelerine,

aykırı olduklarından esas bakımından iptallerine ve uygulanmaları halinde giderilmesi güç ya da olanaksız zarar ve durumlar doğacağı için, işbu dava sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulmasına karar verilmesine ilişkin istemimizi saygı ile arz ederiz.

M. Akif HAMZAÇEBİ

İstanbul Milletvekili

Engin ALTAY

Sinop Milletvekili

Muharrem İNCE

Yalova Milletvekili

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri