21 Kasım 2017 Salı
Anasayfa > Yazarlar > Ahmet Kıraç > ADALET GELDİ! HOŞ GELDİ!
Ahmet Kıraç

ADALET GELDİ! HOŞ GELDİ!

04.11.2014 15:57:15 Okunma Sayısı : 1545 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Ahmet Kıraç

AKP Hükümeti 1 Mart 2014 tarihinde 6528 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik içeren kanunu kabul etti ve kanun 14 Mart 2014 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girdi.

Bu kanun; dershanelerin kapatılmasından tutun da; Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurumların yönetici görevlendirmelerinden, stajyer öğretmenlerin kadrolu öğretmenliğe geçişindeki mülakat şartına kadar bir takım düzenlemeleri içermektedir. Yasayla birlikte kazanılmış haklar kaldırılmıştır. Liyakat ve kariyerin yerine yandaşlık esası getirilmiştir.

Türkiye gibi ileri demokrasiyle yönetilen bir ülkede olması gereken buydu. Yandaşları korumak, kadrolaşmak varken. Kazanılmış haklar, sınavlar kazanma, liyakat ve kariyer de neymiş? Kadrolaşma okul yöneticilerine kadar indirgenmiştir. Müdür olmak için siyasetçilerin karşısında iki büklüm olmayanın, sırtını bir yerlere dayamayanın artık eğitim yöneticisi olma şansı kalmamıştır. Artık bu şekilde müdür olanlara Eğitim Çalışanları, veliler, öğrenciler ve vatandaş saygı duymayacaktır.

Bütün bunlar kanunun uygulanması ile ortaya konmuştur ve yaşanmaktadır. Önce dört yıl ve üzeri eğitim kurumu müdürlüğü yapanlar Ağustos ayında değerlendirmeye alınmıştır. Bu değerlendirmeyi il-ilçe milli eğitim müdürleri, şube müdürleri, okulun en kıdemli ve en kıdemsiz öğretmeni, öğretmenler kurulunca seçilen iki öğretmen, okul aile birliği başkanı ve yardımcısı ile öğrenci meclis başkanları yapmışlardır. Bu değerlendirme de eksik olanlar mahallenin - köyün  muhtarı, imamı ve varsa sakasıdır!... Bir müdür okul paydaşlarından tam puan alsa bile, ilçe milli eğitim müdürü ve şube müdürleri verdikleri sıfıra yakın puanlarla istemedikleri yöneticiyi eleyebilmektedirler. ( Neye göre istemediklerine lütfen siz karar veriniz.)

Bu değerlendirmeye ilçemizde 27 okul müdürü katılmış bunun 13 tanesi başarılı bulunmuştur. Bu müdürlerimizin 4 tanesi Türk Eğitim ? Senli, 9 tanesi ise Eğitim Bir ? Senlidir. İçlerinde halkımızın yakından tanıdığı gayet başarılı, gayretli, başarılarından dolayı halkımızın güvenini, saygısını kazanmış, okulunu çeşitli alanlarda geliştirerek eğitim kalitesini artırmış olanlar da siyasetin ve yandaş olmamanın kurbanı olmuşlardır. Bu değerlendirme sonucu başarısız yapılan müdürler resen görevden alınmışlardır Hâlbuki yasa açık ve net: Yerine yönetici atanıncaya kadar görevine devam eder demektedir. Artık Türkiye hukuk rafa kaldırılmıştır. Üstelik değerlendirmeyi yapan ilçe milli eğitim müdürü ve şube müdürleri okul müdürlerini tanımamakta ve çalıştığı okulları bilmemektedir. Çünkü ilçemizde göreve başlayalı henüz 3 ay olmuştur. Hatta şube müdürlerinin atamaları dahi yargı tarafından iptal edilmiştir. Bir amir personeli ile 6 ay birlikte çalışmadan onu değerlendiremez.

İlçemiz Milli Eğitim Müdürü kendi kadrosu bulunduğu okul müdürlüğünde bile başarısız bulunurken, hatta çok düşük bir puan alırken; burada okul müdürlerine kıyması manidar olsa gerekir. Hangi hukuk, hangi vicdan bunu kabul eder. Hakkaniyeti gözetmedikleri için yedikleri kul hakkının hesabını nasıl verecekler. Tavsiyem herkesin katlanabileceği kadar günah ve suç işlemesidir.  Şayet değerlendirmelerin tarafsız olduğu iddia edilirse buradan sorarız: Okul Müdürlüğü için yeterli puan alamayan bir kişi; bu ilçe de onlarca müdüre ve yüzlerce öğretmene nasıl İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yapabilecektir? Okul Müdürlüğünde yetersiz olan bir kişi bu ilçemize ne gibi hizmetler verebilecektir? Bunun değerlendirmesini Eğitim Çalışanları yapmaktadır ve halkımızda yapmalıdır. Düziçi'nin eğitimi kimlere emanet edilmiştir. Zülüm yapanlar okullarda, toplantılarda hangi yüzle adaletten, dürüst olmaktan, emanete sahip çıkmaktan vicdandan vb. erdemli davranışlardan bahsedecekler. Yoksa dediğimi yap gittiğim yere gitme misali mi olacak. Size kim inanacak ve kim saygı duyacaktır. Bu toplum makamından güç alanlara değil, makamını yüceltenlere saygı duyar, inanır. Makamların da geçici olduğu unutulmamalıdır.

Boş kalan eğitim kurumu müdürlükleri için İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 20 ? 31 Ekim tarihleri arasında mülakatlar yapılmıştır. Sonuçlar açıklandığında ise sürprize yer yok! Ağustos ayında yapılan değerlendirmede başarısız görülen bazı okul müdürleri 3 ayda mucizeler yaratarak puanlarını doksanlara taşımışlardır! Doğru ya şeyh uçmaz müritleri uçurur derler. Burada da Eğitim Bir-Sen üyeleri net olarak kayırılmıştır. Buna göre ilçemizden müdürlük mülakatına 75 kişi katılmıştır. İlçemizde 29 eğitim kurumu müdürlüğü boş bulunmaktadır. Eğitim kurumuna görevlendirilebilmek için en az 75 ? 80 puan alınması gerekmektedir. Buna göre 59 kişi 70 ve üzeri puan alarak başarılı bulunmuştur. 75 ve üzeri puan alanların sayısı ise 29'dur. Bu 29 kişinin 25 tanesi Eğitim Bir ? Senli geri kalanları ise TÜRK EĞİTİM-SEN'LİDİR. Şunun da göz önünde bulunması gerekir, ilçemizde en fazla üyesi bulunan sendika TÜRK EĞİTİM- SENDİR. Ama her ne hikmetse başaralı olanların kahır ekseriyeti EBS'lidir. TÜRK EĞİTİM-SEN bu haksızlığa karşı her alanda mücadelesini verecektir.

Eğitim camiası insan kaynakları yönüyle ve eğitimimizde sistem yönüyle çökmek üzeredir, çökmüştür. Eğitim sisteminde sorun varsa her yerde fazlasıyla var demektir. Bu cenazeyi kaldıracak yiğitler aranmaktadır.

Kulağıma bunlar her zaman var, geçmişte de vardı der gibisinden sesler geliyor.

O zaman şu soruların cevabını düşünmenizi ve vermenizi rica ediyorum.

Ülkemizde ne zaman haksızlıklar ortadan kalkacak? Kim kaldıracak? İşi ne zaman ehline vereceğiz? Ne zaman yetmiş iki millete bir gözle bakacağız. Bilimi ve adaleti ne zaman rehber edineceğiz? Avrupa'dan geri kaldığımızı kabul edeli 300 yıl geçti, geri kalmamızın nedenlerini ne zaman anlayacağız ve gereğini ne zaman yapacağız? Yarınki nesillerimize karşı ne zaman sorumluluk duyacağız? Bu hep böyle mi gitmeli? Neden toplum hükümet yandaşı ve diğerleri diye bölünüyor, bu kutuplaşmanın ve gerginliğin kazananı kimdir?

Bilindiği gibi Allah, kendine karşı işlenen günahları affedebilmekte, ama kul hakkını ayrı tutmaktadır. Biz böyle inanıyoruz. Eğer bizi yönetenler ve hakkımızda tasarrufta bulunanlar da buna inanıyor da adaleti ve kul hakkını gözetmiyorsa aklımıza şu gelmektedir. Acaba bunlar bu dünyada yargıya hesap vermekten kurtulduklarını garantilediler de; öbür dünyada kayırmanın olmadığını bilmiyorlar mı? İnsanın aklına gelmiyor değil!....

AHMET KIRAÇ

TÜRK EĞİTİM  SEN DÜZİÇİ İLÇE BAŞKANI

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.