20 Nisan 2018 Cuma
Anasayfa > HABERLER > 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN

23.04.2016 20:17 12 14 16 18 yazdır
TBMM'nin açılışının 96'ıncı yıldönümünü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını büyük bir coşku, gurur ve mutlulukla kutluyoruz.
23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN

Kurtuluş mücadelesinde pek çok evladını şehit veren Maraş'ta çocuk kahramanlar önemli rol oynadı. Fındıklıoğlu İbrahim, Sait Yalçın, Kısakürekzade Şahap, Etlioğlu Ahmet Duran, Bombacı Ahmet, Şekerci Ökkeş ve Çuhadar Ali, çocuk olmalarına rağmen canları pahasına milli mücadele yer aldı. Kimi savaş esnasında şehit oldu kimi de gazilik gururunu yaşadı.

Fransızların Maraş'ı işgalinde cepheye koştuğunda annesinin, "Henüz küçüksün, seni hemen vururlar oğlum" dediği Şekerci Ökkeş, "Yaşım küçük ama imanım büyüktür anne. Şehit olacaksam, vatan ve millet uğrunda şehit olacağım. Ben ölmeliyim ki düşman sizlere ilişmesin" diyerek büyük bir cesaret örneği gösterdi.

Bombacı Ahmet ise harbin en şiddetli zamanlarında kaledeki mücahitlere mühimmat ve erzak taşıdı. Ahmet'in 17 yaşında vefat ettiği biliniyor.

Milli mücadelenin ardından Ankara'ya davet edilen Etlioğlu Ahmet Duran'a madalyası ise bizzat Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından göğsüne takıldı.

Ermeniler tarafından öldürülen 2 Türk'ün intikamını almak için yola çıkıp, 3 Ermeni çeteden ikisini öldürüp birini yaralayan Çuhadar Ali ise henüz 17 yaşında şehit oldu.

Erzurum'un çocuk kahramanları

Erzurum'da, 1889 yılında Sultan 2. Abdülhamit Han tarafından kurulan ve günümüze kadar yaklaşık 50 bin mezun veren Erzurum Lisesi de eğitim ve bilime sağladığı katkı kadar cephelerde orduya verdiği destekle biliniyor.

Lisede eğitim-öğretim gören 10-15 yaşlarındaki çocuklar, yatak çarşaflarından çuval yaparak 1914'te Sarıkamış Harekatı'nda cephede orduya destek için sırtlarında erzak ve mühimmat taşıdı.

Vatan savunmasında önemli bir görev üstlenen çocuklar, 1915 Çanakkale Savaşları'nda ise cephede savaşırken şehit oldu. Çanakkale'ye giden öğrenciler dönmediği için Erzurum Lisesi o dönemde 3 yıl boyunca mezun veremedi.

 

Ulu Önder Atatürk'ün, milletin egemenliğinin ilan edildiği gün olan 23 Nisan'ı çocuklarımıza armağan etmesi, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın dünyada kutlanan ilk ve tek çocuk bayramı olması, tüm dünya çocuklarının bu bayram vesilesiyle bir araya gelmesi de çok anlamlıdır.

Çocuklarımız ülkemizin aydınlık geleceği, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bekasının koruyucusu, Atamızın bizlere bıraktığı çok kıymetli mirasların bekçileridir. "Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz." diyen Atamız, çocuklarımıza çok güveniyor, onları baş tacı yapıyordu.

Peki Atamızın da ifade ettiği gibi 'geleceğin ikbal ışığı' olan çocuklarımıza Türk milleti olarak üzerinde huzurlu ve mutlu yaşayabilecekleri bir vatan bırakabiliyor muyuz, onlara güzel bir gelecek vaat edebiliyor muyuz?

Milletimiz yıllardır terör belası ile boğuşmaktadır. Teröre nice şehitler veren ülkemiz bugün küresel emperyalizmin piyonu olan PKK, IŞID ve başka terör örgüt örgütleriyle adeta kuşatılmış durumdadır. Terör saldırılarında hayatını kaybeden vatandaşlarımızın, terör örgütü ile kahramanca mücadele ederken şehit olan evlatlarımızın ateşi hepimizi yakmaktadır. Ama en çok da şehitlerimizin çocuklarını... Babaları için gözyaşı döken, geride söylenmemiş sözleri kalan, yüreklerinde kocaman bir boşluk oluşan bu çocuklarımız, 23 Nisan'ı buruk kutlamaktadır.

Terör örgütü tarafından kandırılan, tehdit edilen, propagandalarını yaptırmak için maşa olarak kullanılan çocuklarımız da toplumumuz için önemli bir sosyal problemdir. Bölücü örgüt tarafından istismar edilen bu çocuklar; çocukluklarını yaşayamamakta, bombaların, silahların gölgesinde bir hayat sürmek zorunda kalmaktadır. Yine çocuklarımızın eğitim aldığı okullar terör örgütünün hedefindedir. Okulları yakıp, yıkanlar, eğitim-öğretimi engellemek adına her türlü aşağılık faaliyeti yapmaktadır. Amaç öğretmenleri, eğitim çalışanlarını yıldırmak, çocukları okutmamak, vatandaşlar üzerinde baskı kurmaktır. Ayrıca Suriye'de yaşanan savaş nedeniyle Kilis başta olmak üzere çevre illere roket mermileri düşmekte, çocuklarımız, vatandaşlarımız hayatlarını kaybetmektedir. O bölgelerde can güvenliği endişesi yaşayan, yarının ne getireceğini bilemeyen, her an ölümle burun buruna gelen çocuklarımız Türkiye'nin ne kadar da hazin bir gerçeğidir. Bu noktada daha güzel yarınlar için, çocuklarımızın gülmesi için, bağımsızlığımızın muhafaza edilmesi, bayrağımızın ilelebet dalgalanması için terörün kökünün kazınması, ülkemizin müreffeh günlere ulaşması bu 23 Nisan'da da en büyük dileğimizdir.  

Şunu da ifade etmeliyiz ki; 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı adı üzerinde milli bir bayramımızdır. 23 Nisan'da insanların aklına gelmesi gereken eğlence değil, resmi bir bayramı kutlamak olmalıdır. Bu noktada Ulu Önder Atatürk'ün mirası olan bu milli bayramımızda halkın iradesinin tecelli ettiği TBMM'de terör olayları gerekçe gösterilerek resepsiyon verilmemesi manidardır. Bugüne kadar TBMM'de verilen resepsiyonlarda çalgılı çengili eğlenceler mi tertip edilmiştir ki, acılarımız nedeniyle bu sene böyle bir fotoğrafa engel olmak için resepsiyon iptal ediliyor. Bu kabul edilemez bir durumdur. Meclis'teki 23 Nisan resepsiyonu, TBMM'nin 23 Nisan 1920'de ortaya koyduğu milli iradenin aynı inanç ve kararlılıkla sürdürüldüğünün somut bir göstergesi olarak görülmelidir. Dolayısıyla resepsiyonun iptal edilmesi TBMM'nin bu sağlam iradesine yönelik bir zafiyet olarak algılanabilecektir. Ayrıca bugüne dek terör saldırılarına rağmen kimi sorumluluk makamındakilerin şaşalı kutlamalara, nişanlara, düğünlere ev sahipliği yaptığını biliyoruz. Televizyonlarda da eğlence programları sürekli devam etmektedir. Dolayısıyla şehitlerimiz nedeniyle 23 Nisan resepsiyonu değil; düğün, dernek kutlamaları, eğlence programları iptal edilmelidir. Aksi taktirde bu tür adımlar milli bayramlarımızın geçiştirilmesine, unutturulmasına yönelik adımlar olarak görülecektir.

Öte yandan 23 Nisan'ı kutladığımız bugün çocuk istismarının boyutlarını gözler önüne seren haberler yüreklerimize hançer gibi saplanmaktadır. Çocuk istismarının arttığını, şiddete, tacize, tecavüze uğrayan çocuk sayısında ciddi bir artış olduğunu görüyoruz. Küçücük bedenlere dokunan kirli eller, çocuklarımızı hayattan koparan hastalıklı beyinler 23 Nisan'a gölge düşürmektedir. Üstelik bu taciz, tecavüz vakalarının bir kısmının bazı kurumlarda, yurtlarda yaşanması olayın vahametini bir kat daha artırmaktadır. İstismar kimden ve nereden gelirse gelsin bu suçu işleyen, suça göz yuman, suçu örtbas etmeye çalışan, yeterli denetimi yapmadığı için suçtan haberi olmayan herkes en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Böylesine vahim bir olay siyasi kısır tartışmaların arasında kaybolmamalıdır. Bu noktada kötü niyetli kişileri çocuklarımızdan uzak tutacak tedbirler alınmalı, çocuk istismarına, çocuk cinayetlerine çok ağır cezalar verilmeli, konuyla ilgili yasalarda ivedilikle düzenlemeler yapılmalıdır. Devlet sadece kuru lafla ya da üzülerek, kınayarak değil, icraatlarıyla bu çocuklarımıza sahip çıkmalıdır. Çocuklarımız sığınacakları bir liman olduğunu bilmeli ve kendilerini güvende hissedebilmelidir.

Son günlerde Atamıza yönelik yapılan saygısızca, edepsizce davranışlar hepimizi üzmektedir. Bu ülkede çocuklarımıza Atatürk'ün, Atatürk ilke ve inkılaplarının öğretilmesinden rahatsız olan bir zihniyet söz konusudur. Aynı zihniyet 'Ne Mutlu Türküm Diyene' ifadesinden de rahatsız, Anayasa'da yer alan milli kimlik tanımından da rahatsızdır. Üstelik bu zihniyete sahip bazı kişilerin eğitimci olması daha da acıdır. Bu güruh, milletimizin küllerinden yeniden doğmasını sağladığı, ülkemizi sömürgeci, işgalci güçlerden temizlediği, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kurduğu için mi Atatürk'ten rahatsızdır? Bu ülkeyi çağdaş uygarlıklar düzeyine taşımak için çaba gösterdiği için mi Atatürk'ten rahatsızdır? İlke ve inkılapları ile çocuklarımıza, gençlerimize yol gösterdiği için mi Atatürk'ten rahatsızdır? Atatürk'e husumet beslediğini gayet açık bir şekilde ifade eden bu şahıslar ile ilgili Türk Eğitim-Sen olarak suç duyurusunda bulunduk, hatta bir tanesi hakkında ceza davası da açıldı. Ulu Önder Atatürk'ün manevi şahsını küçük düşürenleri asla affetmeyeceğiz ve konunun takipçisi olacağız.       

Atamızın bizlere emaneti olan ve Cumhuriyetimizin yılmaz bekçisi olarak kabul ettiğimiz çocuklarımıza üzerinde bağımsız ve güven içinde yaşayabileceği bir vatan bırakmak, onları her türlü istismardan koruyabilmek, çocukluklarını yaşayabilecekleri, her birinin eşit şartlarda eğitim alabileceği bir ortam sunmak bizlerin asli görevidir. Bu vesileyle; TBMM'nin açılışının 96'ıncı yıldönümünü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutluyor; 23 Nisan 1920'de millet iradesinin tecellisiyle Anadolu'daki son devletimizin temellerini atan büyük lider Atatürk ve O'nun yol arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi bir kez daha saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz. Nice yüz yıllara? Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri